Acı gerçekle yüzleşme vakti.
21. yüzyıldayız, tv, internet, cep telefonları, eğitim oranındaki artış, seçimler, halkın iradesi, insan hakları ve daha bir sürü unsur. Tüm bunlar, bizim çevremizden haberdar olmamızı ve çevremizi belli oranda etkileyebilmemizi sağlayan unsurlar, yani bizi insan yapan unsurlar. Ya da tüm bunlar bizi etki altına alan, ağzımıza bir parmak bal çalan ve gerçeklerden uzak durmamızı sağlayan unsurlar, yani bizi sürünün bir parçası yapan unsurlar.
Acı gerçek şu ki insanoğlu sürü psikolojisinden hiç kurtulamadı ve kurtulamayacak da, daha acı verisi olansa yetkililerin de bizleri bir sürü olarak görmeleri, güdülecek bir sürü.
Meraklanmayın bir ideolojiyi savunacak veya yerecek değilim, onun yerine düzenin tam temelidir hedefim.
Hadi bir ülkeden örnek verelim. Seçimler yapılır halk iradesini sandığa yansıtır, peki ama öncesinde olanlar nedir? Kendi düşünceniz çerçevesinde bir partiye oy verirsiniz, ancak belki de o düşünce sizin değildir, bunu bilebilir misiniz? Ya o düşünce size dayatılmışsa ve sizin de bundan haberiniz yoksa, medya, haberler, reklamlar, konuşmalar, nutuklar, tüm bunlar tabi ki sürecin parçası, ama asıl acı olanı seçim sonrası. Seçtiğiniz ve iktidara getirdikleriniz sizden korkmaz, gözünüzün içine baka baka yalan söyler ve bir de bunu vatanın selameti için yaptıklarını söylerler. Önce inanmak istemezsiniz, oy verdiğiniz kişinin kötü bir şey yapacağını düşünmezsiniz, çünkü gerçek acıdır ve onunla kolayca yüzleşemezsiniz. Ancak daha acı olan bir şey varsa o da kabullenmemiz. Seçtiğimiz kişilerin yaptıkları hataları, verdikleri kararları kabullenmemiz, önce cılız bir tepki gösterip, sonra da sineye çekmemiz. Direnemememiz, tepki gösteremememiz, göstereni de düzen yıkıcı diye etiketlememiz.
Siyasetçiler halkı koyun olarak görmekteler ve kendi usullerince de gütmek istemekteler. Halkın tepki duyacağı bir konu olsa ve siyasiler bu konuyu onaylamaya kalksa, halk bir an için uyansa, gündem değişir bir anda. Devreye medya girer ve başka konular gündeme gelirler, esas konu unutturulur ve halk ayakta uyutulur. Bir daha esas konu aklınıza geldiğinde ise çoktan belli bir süre geçip gitmiştir ve artık çok geçtir.
Zamlar, sağlık alanında geri adımlar, yabancı ülkelere verilen tavizler, milli konularda pısırıklıklar, krizler, söylenen yalanlar, rüşvet ve yolsuzluklar, saçma sapan açıklamalar, daha neler neler ve tüm bunlara seyirci kalan insanlar. Sadece seçimden seçime konuşan ve bunun da hiç bir şeyi değiştirmediğini bilen insanlar. Düşünmek yerine kendilerine sunulanlarla yetinen, gözleri boyanan insanlar.


~ 0 yorum: ~
Yorum Gönder