Cuma, Aralık 24

En iyisi, yakalım gitsin!




Böyle diyordu filmdeki karakter, ya da buna benzer bir şey. Bir kadın hazzetmediği komşusuna iftira atıyor ve onun cadı olduğunu söylüyordu, bunu duyan köyün ileri gelenleri ve peder , kadının cadı olup olmadığını ve kadını yakıp yakmamayı düşünüyorlardı. Neden mi yakacaklardı? Mantık (aslında mantıksızlık) şuydu, eğer yanmazsa cadıdır, yanarsa cadı değildir. Tabi suya da atılabilirdi ve o müthiş mantık (!) burada da devredeydi. Elleri ve ayakları bağlı kadın boğulursa cadı değildir, boğulmazsa cadıdır. En sonunda adamın biri "En iyisi yakalım gitsin!" dedi.

Her ne kadar bu anlattıklarım bir filmden olsa da benzer şeyler gerçekten de yaşanmış. Peki nerede dersiniz? Tabi ki medeniyetin beşiği, hiç bir zaman cehaletin uğramadığı (!) yerde Avrupa ve Amerika'da. :D Anlayacağınız Ortaçağ Avrupa'sında sosyal hayattaki en büyük eğlencelerden biri cadı avıymış. Cadı yakma törenleri büyük bir keyifle seyredilirmiş. Ne kadar gelişmiş bir toplum. Peki cadılar kimmiş neymiş sorusuna yanıt ararsak: "1. Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. 2. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın." -mışlar kendileri. Cadılar ve cadı avıyla ilgili çok daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak için: Cadı Kültü ve Ortaçağda Cadı Avı yazısına bakabilirsiniz.

Tekrardan cadılarımıza dönersek kötülük timsali olarak gösterilen cadılar, aslında bir zamanlar köylerin veya kabilelerin ileri gelenleri, din alimleriymiş. Hey gidi günler yani. :) Zaman içerisinde ise toplumdaki algılanma yönleri değişmiş ve kötü karakter olmuşlar. Ancak ilerleyen zamanla cadılar toplum önündeki saygınlıklarını geri kazandılar. Nasıl mı? Tabi ki televizyon sayesinde. Tatlı cadı, acemi cadı, küçük cadı, bücür cadı, vesaire vesaire isimli bir sürü cadı dizisi çekildi ve çocuklara bu dizilerle belli düşünceler empoze edildi. Garip olan ise ortaçağda çirkin ve yaşlı olarak tarif edilen cadıların bu dizilerde hep genç ve bir o kadar da güzel olmalarıydı. Ülkemiz küçük kızları az mı özendiler cadılığa bu diziler sayesinde. Gelecek nesillere acıyorum. 

Neyse olayın özünden kopmayalım, benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta ise, şu müthiş mantık. Yakalım, ölürse cadı değildir, ölmezse cadıdır. Yani ölürse masum, ölmezse değil. Eh bu durumda her halükarda olan masuma olacak. 

Sevgili Avrupalılar ve Amerikalılar bu mantıktan neyse ki kurtulmuşlar, dersek yalan olur. Çünkü 11 Eylül sonrasında yine aynı medeniyetsiz medeniler değil midir her gördükleri Müslüman'ı terörist olarak adlandıranlar? Eh bu durumda mantık yine aynı mantık. Tabi ki biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Örneğin bu adam şu düşünceden, bu düşünceden deyip önce yaftalayıp, sonra da ya sözel ya da fiziki olarak saldırmıyor muyuz bir birimize? 

O halde artık sormanın vakti geldi. Asıl kötülük unsuru cadılar mı, yoksa cahilliği yüzünden düşünme yetisini kaybetmiş olan bizler miyiz? 

İllaki birini öldürmekse derdimiz, içimizdeki cahili okuyarak öldürelim o halde. 

Evet toplumsal mesajı mı da verdim, benden bu kadar, gidip bir cadı dizisi bulup seyretsem mi ne. :)

*resmin kaynağı

~ 0 yorum: ~

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic