Şöyle bir bakın etrafınıza, gün içinde yaptığınız konuşmalarınıza. Kullandığımız kavramlardan ne kadarını gerçek anlamında kullanıyoruz acaba? Cidden merak konusu. Bir kavram ortaya atılmaya görsün anında moda olur ülkemizde, sanki bir giysiymiş gibi. Pek çok örnek verilebilir bu duruma: Hatırlayalım bundan kısa bir süre önce metroseksüel kavramı atıldığında ortaya bir anda etraf metroseksüel erkekten geçilmez olmuştu, herkesin dilinde bu kelime vardı. Tanımı yapıldı üst üste, ama ne hikmetse tanımlar da pek bir birini tutmuyordu. Bazıları kelime içindeki seksüel bölümünden esinlenerek bu kelimenin yakışıklılık, seksilik anlamına geldiğini bile zannetmişlerdi. Bir başka örnek "mahhale baskısı" kavramı, aynı şekilde bu kavram da moda oldu, yine her laf arasında kullanılır hale geldi, bu arada bu kavramı ortaya atan kişinin kastettiğinin tam tersi bir baskının söz konusu olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Neyse, benzer kavramlarla dolu hayatımız, örneklere devam yani. Komünizm mesela, aslında bir ütopik fikri savunan bu kavram bugün halen yaşlı kişilerce ateistlikle, ya da kafirlikle eş değer zannedilmektedir. Aynı şekilde anarşizm, her türlü düzene karşılık anlamına gelen bu kavram da eskiler tarafından kafirlikle eş görülür. Entellektüel kelimesi ilk duyulduğunda ortada çok az gerçek entellektüelimiz varken, bir anda kendini entellektüel zannederler işgal etmişti hayatımızı. Kavram anlamından o kadar şaşmıştı ki, insanlar entellktüelliği giyim tarzı ile özdeşleştirmişlerdi. Giyim tarzı da basitti, gözlük, fular ya da atkı, bunların yanında hafif karışık saçlar ve anlamsızca kurulan cümleler de yardımcı unsurlardı. Oysa entellektüellik her şeyden biraz bir şeyler bilmek, meraklı olup pek çok konuda fikir sahibi olabilmek demekti, ama bu kimseyi bağlamıyordu. Dediğim gibi kavramlar moda oluyorlar sonra da modaları geçiyor bizim için.
Bir de kutuplaşmak için kullandığımız kavramlar var. Bunlar daha çok siyasi kavramlar, karşıt görüşten biri eğer bir konuşmada karşısındaki kişi halk, laiklik, cumhuriyet kavramları ile ilgili cümleler kuruyorsa onu hemen solcu ilan eder. Eğer karşısındaki kişi millet, Türklük gibi kavramlardan bahsederse onu milliyetçi ilan eder. Bu kişi İslam'dan bahsederse onu yobaz ilan eder. Özgürlükten bahsedere liberal ilan eder. Oysa bir Türk vatandaşının halkını düşünmesinden, laikliğe sahip çıkmasından, Cumhuriyet taraftarı olmasından, Türk olmaktan gurur duymasından, Müslüman olduğunun bilicinde olmasından ve özgürlük yanlısı oluşundan daha doğal ne olabilir ki? Bir kişi aynı anda hem milliyetçi, hem sosyalist, hem inançlı olamaz mı, bu kavramların bir arada bulunamayacağına dair bir kanun mu vardır? Yoktur, ancak bugünkü kutuplaşmada insanlarımız bir birlerine karşı bu kavramları kullanmaktadırlar. Cumhuriyet ya da İslamiyet kimseye ait değildir. Kişilerin tekelinde olamaz bu kavramlar. Başı açık bir kişi başörtülü bir vatandaşımıza "Burası benim ülkem!" diyemez. Buna hakkı yoktur, kendisinde bu hakkı görüyorsa da zeka sorunu vardır. Aynı şekilde başörtülü biri de başı açık vatandaşımız için "Sen Müslüman değilsin!" ifadesini kullanamaz, çünkü kimin gerçek Müslüman olduğunu ancak Allah bilir.
Aslında tüm bu karmaşanın oluşmasında, halkımızın bu kadar kutuplaşmasında en büyük pay basınındır. Çünkü basın kuruluşlarının sahipleri kitleleri nasıl etkileyebildiklerinin farkında olduklarından bunu kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. İşin özü budur. Ama bizler kulak tıkayalım gerçeklere yiyelim bir birimizi.


~ 0 yorum: ~
Yorum Gönder