Son zamanlarda herkeste bir filozofluk havası almış yürümüş durumda. Ancak ne yazık ki bu, hayatı sorgulamak, düşünmek, sorular sormak ve cevaplar aramak anlamından çok uzak bir filozofluk.
Şöyle ki sosyal paylaşım sitelerinde herkes bir yerlerden bulduğu özlü sözleri yazıp yazıp duruyor. Arkadaş insanın hoşuna gider bir tane sözü yazar bu normaldir de, insan sürekli de özlü sözler yazar mı? Yazar, peki neden yazar?
Çünkü ne yazık ki ülkemizin makus talihinde her şeyi kenarından köşesinden anlama huyu vardır. Felsefe özlü sözlerden ibaret değildir diyorum ve bu kişilerin bu iletileri yazmaktaki amaçlarını sorgulamaya girişiyorum.Şimdi bu iletileri yazan kişiler bizlerin onlar hakkında: "Vay be işte hayatı yemiş yutmuş, sıradanlıktan sıyrılıp yukarılara ulaşmış, gerçekliği görmüş bir ulu çınar." falan diye mi düşünmemizi bekliyorlar? Eğer öyleyse, daha çok bekler bu kendisi özlü söz üretmekten aciz faniler. :)
Ancak kendilerine tavsiyem şudur, madem ki olayı tersten anlamışlar derhal giyim tarzlarına da duruma göre uyarlasınlar: Hemen yuvarlak camlı bir güneş gözlüğü ve süslü bir fular takıp, ellerine de "Hayat Nehrindeki Kuru Yaprak", "Düşünce Yollarında Bunalımlı Geceler" vb türünde uzun ve garip isimleri olan kalın kitaplar alsınlar ve bu kitapları bir süs eşyası gibi yanlarında gezdirip bütün cafelere gidip birer saat otursunlar (erkeler de en kısa zamanda keçi sakal bırakmayı unutmasınlar). Çünkü ülkemizde ki filozofların (!) görünüş tarzı bu şekildedir. :)
Neyse ben de gideyim de "Sek Sekle Altı Günde Kudüs'ten Jerusalem'e" isimli kendi yazdığım kitabı okuyayım. Havam olsun. :)
*Not: Kitap isimleri bana tescillidir ona göre. ;)

~ 10 yorum: ~
at: 31 Ağustos 2010 12:44 dedi ki...
Kitap isimlerini çok beğendim kullanmak istiyorum :P
Bu arada mimledim seni haberin ola :)
at: 31 Ağustos 2010 16:26 dedi ki...
Ne demek Pollyanna kitap isimlerini istediğin gibi kullanabilirsin. ;)
Mim için de teşekkür ederim. En kısa sürede Ramazan pidesi misali dumanı tüten bu mime hoş bir yanıt vermeye çalışıcam. :)
at: 31 Ağustos 2010 16:52 dedi ki...
"Kudüs'ten Jerusalem'e" İkisi de aynı kapıya çıkmıyo mu :)
at: 31 Ağustos 2010 17:38 dedi ki...
İronide işte burada zaten kamikaze. :)
Kitabımda Kudüs'ün nasıl Jerusalem olduğunu, bunun iç ve dış tehditlerini, ABD desteğini ve daha bir çok saklı gerçeği açıklıyorum (?), çok yakında piyasalarda. :D
at: 31 Ağustos 2010 17:50 dedi ki...
Valla her yazın gibi bu yazına da bayıldım :). Dikkatimi çeken birşey var, o da "tıpkı" benim gibi yazma stilinin olması. Yorumlamaların, düşüncelerin ve teşhislerin aynı ben :).
Yazına gelirsek; çok beğendiğimi söylemem dışında hakikaten de Türkiye'de öyle insanların olmasından başka söyleyeceğim başka birşey yok.
Önerim: Bloguna güzel bir tema yapacağım, yazıların da zaten süper... Blogun tam tadından yenmez olacak. Sade birşey var aklımda ama istersen sen de aklındaki tasarımı söyle.
Tabii "yok ben değiştirmeyeceğim" de diyebilirsin :P.
at: 31 Ağustos 2010 17:56 dedi ki...
Sağolasın Doğukan, aslında blogumun temasını daha yeni yaptım. Gayet de memnunum, ama gözüm de aç ne yalan söyleyeyim. :D Tema deyince bana bir haller olur. :)
Ama yok ya,
ya da evet,
ya da en iyisi sen bir tema yap beğenirsem onu kullanırım, :)
Ama beğenmezsem alınmak yok ona göre. ;)
at: 31 Ağustos 2010 18:01 dedi ki...
@Kerimsel Öncelikle adımı yanlış yazmışsın, "Doğuhan" olacaktı :D. Sonra; beğenmemek ne kelime? Renkler ve zevkler tartışılmaz. Ben yapayım sana cuma günü birşeyler, sana haber veririm (Demo linkini veririm). Nasıl birşey istiyorsun?
at: 31 Ağustos 2010 19:55 dedi ki...
Aaaa! Hakkaten yanlış yazmışım. Kusura bakma vallahi bilerek olmadı. Söz bir daha yapmam, sigarayı da bırakıcam, gerçi ben sigara kullanmıyorum ama. :)
Şaka bir yana Doğuhan sade bir tema benim de hoşuma gider. Ama böyle farklı bir şey olursa çok daha hoşuma gider. Şimdiden meraklandım vallahi. :)
at: 31 Ağustos 2010 23:46 dedi ki...
ergen kafam şaştı! :)
at: 1 Eylül 2010 09:20 dedi ki...
Şaşıracak bir şey yok ergenim bireyim, ülkemiz için doğal bunlar :)
Yorum Gönder