Perşembe, Ekim 8

Arayış - Yağmur





Genç bir erkek birini bekliyor, elinde çiçekler olduğuna göre yüksek ihtimalle kız arkadaşı. Beklerken sıkıldığı belli, anlaşılan kız biraz geç kalmış, ama erkeğin yüzünde yine de bir sinirlilik ifadesi yok, anlaşılan kızı seviyor. Tüm bunlar olurken Aydın ise yaklaşık 20 metre ötedeki bankta oturuyor. Her pazar olduğu gibi.

-----------------------

Sude saatine bakıyor, yaklaşık 20 dakika olmuş, bu 20 dakikasının daha kaldığı anlamına geliyor. Hava bugün biraz kapalı, yağmur neredeyse yağacak, yağmuru sevse de ıslanmak istemiyor ve temposunu artırıyor. Birden aklına üç gün öncesi geliyor, üç gün önce Talha ile gittikleri cafe ve o cafede olanlar.
Sude her haftasonu koştuğu bu sahil yolunda artık her şeyi ezbere biliyor. Bir şey dışında.

----------------------

Üç saattir bilgisayar başında, online oyunlara olan merakı belki de tek zaafı, aslında hayatta onun için bir online karakter oyunundan farksız. Oyunda kendi oluşturduğu karakter level atlatırken, kendisi de gerçek hayatta iş dünyasında level atlıyor. Bunları düşünürken susadığını hissediyor ve buzdolabına yöneliyor. Sütlü bir kahve yapmak isterken aklına sütle ilgili üç gün önce yaşadıkları geliyor, gülümsemesini engelleyemiyor ve onu hatırlamayı da.

----------------------

Sonunda kız geldi, erkekle sarıldılar ve erkek çiçekleri ona uzattı. Ancak kızın yüzünde bir hüzün var. Büyük ihtimalle bir şeyler yolunda değil. Şimdi beraber en yakın banka oturuyorlar. Onlar otururken Aydın tek kötü alışkanlığını yapıyor ve cebinden bir çikolata çıkartıyor, ancak bunu yaparken gözü bir başkasına takılıyor, koşan birine, Sude'ye.

----------------------

Aydınla aynı anda Sude de göz göze geliyor ve ister istemez yavaşlıyor, koşmayı bırakmadan ona doğru yaklaşıyor ve yaklaşırken de bunu neden yaptığını soruyor kendine, çünkü Aydın'la ilgili anıları pek de hoş değil.

---------------------

Sude yaklaşırken Aydın üç gün öncesini hatırlıyor, özür dilemek için işte fırsatın diye geçiyor aklından ve bir yandan da Sude'nin yüzündeki karışık ifadeyi yakalıyor. Oturduğu banktan doğrulurken Sude de yanına geliyor, selamlaşıyorlar ve Aydın "Koşuyordunuz demek." diyerek durumu özetleyen bir cümle kuruyor. Sude buna, "Evet, her hafta sonu 40 dakika kadar koşarım. Siz ne yapıyordunuz?" diye cevap veriyor. "Gözlem, insanları gözlemliyorum, bu işim için çok iyi oluyor." diyor Aydın da.

Aydın ne kadar süresinin kaldığını sorduğu anda beklenen yağmur geliyor. Olduğu yerde tempo tutan Sude "Artık sürem bitti." diye cevaplıyor, "Islanmaktan pek hoşlanmam da.", bunun üzerine Aydın üstündeki paltosunu çıkartıp Sude'ye uzatıyor, Sude de artık üşümeye başladığından kabul ediyor. Ardından da Aydın yakınlarda güzel bir cafe olduğunu, sıcak bir şeyler içebilecekleri söylüyor, tıpkı Talha gibi. Sude bir yandan bunu düşünürken, bir yandan da yağmurdan kurtulmak için bu teklifi kabul ediyor.

------------------------

Şimdi cafedeler, yaklaşık on dakika havadan sudan konuştuktan sonra Aydın, toplantıdaki tavrı nedeniyle Sude'den özür diliyor. Aydının bu sıcak tavırları karşısında Sude de uzatmıyor ve özrü kabul ediyor. Birlikte kahvelerini içerken sohbet uzuyor.

Artık ne, Aydın'ın gözünde Sude o işkolik bayan, ne de Sude'nin gözünde Aydın o bildik reklamcılardan.

Sonunda kalkmaya karar veriyorlar, Aydın Sude'yi evine bırakmayı teklif ediyor ve Sude nedenini bilmese de bunu kabul ediyor. İkisi de bu tesadüfün gerçekleşmesinden memnun.

----------------------------

Onlar cafeden çıkarken sahil kenarındaki genç erkek ağlıyor, sevgilisine ve kendine ağlıyor, ayrılıklarına ağlıyor.

----------------------------


~ 2 yorum: ~

NeS says:
at: 8 Ekim 2009 18:36 dedi ki...

Sude' ye de maaşalah yani hem Talha hem de Aydın var artık hayatında. En son kime kalacak göreceğiz bakalım. :)

Diğer aşıklara yazık oldu. :(

Adsız
at: 8 Ekim 2009 19:46 dedi ki...

Aslında NeSTaL, aklımda bir garip düşünce var, onu yansıtmaya çalışıyorum, bakalım başarabilecek miyim. :)

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic