Cuma, Ekim 23

Arayış - Bilinmezlik





--------------------------

Soğuk. Esen rüzgar çok soğuk diye düşündü. Hiç bu kadar hissetmemişti ensesinde rüzgarı, hiç bu kadar çekici ve aynı anda da itici gelmemişti ona gökyüzü. Martılara baktı, ne kadar da sorunsuzdular, ne kadar da özgür ve ne kadar huzurlu, artık o da huzurlu olmak istiyordu ve huzura nasıl kavuşacağını da biliyordu.

--------------------------

Gözlerinden süzülen yaşlar arasında artık seçilemez olan Talha'ya bakmaya devam etti. İçindeki nefret hissi halen azalmamıştı. Talha'nın dakikalarca ona yalvarması, dil dökmesini umursamıyordu bile. Zaten artık onu duymuyordu da. Tek bir düşünceyle, Aydın'la doluydu kafası. Her şeyi anladığındaki o bakışı hiç gitmiyordu gözlerinden.  Ona gitmeliydi, hem de biran önce.

--------------------------

Talha onca çabasına rağmen Sude'nin ona olan kızgınlığının geçmediğinin farkındaydı, üstelik onu dinlemiyordu bile. Kendi elleri ile onu Aydın'a itmişti. O muhteşem planı şimdi hiç de muhteşem görünmüyordu. Ne yapmalı diye düşünürken Sude bir den yerinden fırladı, o da peşinden koştu.

--------------------------

Ulaşmalıydı ona, bulmalıydı bir an önce. Hemen cep telefonuna sarıldı, bir yandan Aydın'ı ararken bir yandan da asansöre doğru koşuyordu. Talha'nın hemen ardından geldiğinin farkında bile değildi. Asansöre beraber bindiler, Talha halen onu durdurmaya çalışıyor o ise kulağı telefonda Aydın'a ulaşmaya çalışıyordu. Asansör zemin katta durunca dışarıya koştu. Talha son bir hamle ile koluna yapıştı ve önüne geçti. Sude başını kaldırıp Talha'ya baktığında gözleri kıpkırmızı ve yanaklarından yaşlar süzülüyordu, ancak bu haliyle bile ona bakışındaki öfke açıkça sezilebiliyordu. Sude sert bir şekilde kolunu çekip bir taksiye atladı. Talha bir yandan kapısını açmaya çalışıp, bir yandan da cama vursa da bu bir işe yaramadı. Talha hemen kendi aracına koştu ve onu takip etmeye başladı.

--------------------------

Sude'nin ısrarlı aramasına karşın Aydın'ın telefonu yanıt vermiyordu. Bir yandan ağlamaya devam ediyor, bir yandan da taksi şoförüne biraz daha hızlı olmasını söylüyordu. Bir an önce ona gitmeliydi, nasıl yapacağını bilmiyordu, ama onu ikna etmesi gerekiyordu, yoksa bu acıyla yaşayamazdı.

--------------------------

Telefonu kim bilir kaç kez çalmıştı, ama bunun bir önemi yoktu artık. Onun huzurunu bozan hiç bir şeyin önemi yoktu. Hayatı boyunca bir şeyi aradığına inanmıştı ve sonunda da onu bulduğuna. Ama şimdi kendine ve hayatına uzaktan bakarken aslında ne kadar yanıldığını görüyordu. Ne kadar aptal olduğunu. Gözlerini kapadı ve sadece rüzgarın soğukluğunu hissetti teninde, sadece onun okşayışı vardı ve huzur. Bir adım attı ileriye, ardından bilinmezlik geldi, karanlıkla birlikte.

--------------------------

Sude araçtan inmiş eve doğru koşarken onu gördü. Yol üstünde yatan Aydın'ı. Anlam veremez bir şekilde baktı bir kaç saniyeliğine, sonra anladı. Anladığı anda da...

--------------------------

Sude kendinde geçmiş bir şekilde Aydın'ın cansız bedenine sarıldı dakikalarca, çığlıklar attı, ağladı ve bağırdı. Birer ikişer toplanan insanlar ona ve Aydın'ın cansız vücuduna bakıp şaşkınlık ve acıma hisleri içerisinde ambulans çağırdılar. Bir kaç kişi Sude'yi  sakinleştirmeye çalışsa da boşunaydı. Artık Sude'yi sakinleştirebilecek hiç bir şey yoktu bu hayatta.

--------------------------

Sadece bir kaç metre ötede, tüm bu olayları olduğu yerde donup kalmış bir şekilde izleyen Talha'nın aklında ise tek bir şey vardı: "Ben ne yaptım böyle?"

--------------------------

~ 7 yorum: ~

NeS says:
at: 23 Ekim 2009 20:21 dedi ki...

Ya çok kötüsün ya hiç beklenmedik birşey olmuş. Çok da iyi olmuş ama vah vah demek öldü Aydın. Kötü oldum birden alıştıra alıştıra söyleseydin. :) Tebrik ederim valla süper olmuş.

Adsız
at: 23 Ekim 2009 21:59 dedi ki...

Biraz farklı ve senin de dediğin gibi beklenmedik bir son olmasını istedim NeSTaL. :)

Adsız
at: 13 Kasım 2009 07:36 dedi ki...

ya ama ben çok üzüldüm yaaaa.. ydın niye öldü ki şimdi?

Adsız
at: 13 Kasım 2009 09:32 dedi ki...

Sanırım hikayenin çarpıcı ve sıra dışı bir sonla bitmesi daha iyi oldu. Evet üzücü bir son, ama biraz da gerçek. :)

Adsız
at: 21 Kasım 2009 04:38 dedi ki...

fazla gerçek olmuş bu.. hani şeker de gerçektir ama acı değil derler ve ona karşılık olarak biber öne sürülür.. bu öyküler de öyle olmuş.. ama elinize sağlık...

Adsız
at: 21 Kasım 2009 11:37 dedi ki...

Haklısınız, ama genelin aksine bir bitişin daha iyi olduğu kanaatindeyim. Zira tüm aşklar mutlu sonla bitmiyor. :)

Adsız
at: 8 Aralık 2009 02:00 dedi ki...

maalesef :((

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic