
Artık bilmeyen yok, geçen hafta uzunca bir süredir, "Geldim, geliyorum ve gelince de yıkıp geçicem!" diyen ekonomik krizin - uzmanlara göre - 3'de 1'i gelip tüm dünyanın kapısını çaldı.
Aslında ekonomiden çok anlayan biri değilim. Uluslararası İlişkiler bölümünde bize ekonomi dersi verseler de sonuçta bu alanda eğitim gören biri ile bilgilerim kıyaslanamaz bile. Ancak gel gelelim gazete okuyan ve haberleri takip eden - internet haberleri, görsel haberlerde esamesi bile okunmadı - biri olarak yaklaşık bir ay öncesinden dünyayı sarsacak bir ekonomik krizin yolda olduğunu biliyordum. İşin garip yanı bu durum TV haberlerinde neredeyse gündeme hiç gelmedi. Sevgili hükumetimiz ise yüreklerimize su serpen (?) açıklamasını yapıp konuyla ilgili her türlü önlemin alındığını söyledi.
Sonuçta geçen hafta kriz geldi ve gördük ki önlemler o kadar da yerli yerinde değilmiş. Nedense buna da pek şaşırmadık. Neyse ki ABD hükumeti sonun da pisayaları rahatlatan bir adım attı da bir süre kriz ortamı yatıştı. Ancak yazının başında da dediğim gibi uzmanlara göre bu daha krizin sadece üçde biriymiş.
Gelelim "Bana mı dedin?" sendromuna, dünya pisayalrı çalkalanıyor, hatta dibe vuracak neredeyse, ama bizim gel gelelim ne hükumetimiz ne de muhalefetimiz oralı bile değil. Herkes durumun vehametinden bahsederken bizim başbakanımız medya ile kavgaa ediyor, muhalefetimiz ise medyanın avukatlığını üstleniyor. Ekonomik krizle ilgili hükumetten bir tek açıklama bile yok, sadece bir bakanımız memleketinde açılışta bu krizin 1929'dan sonraki en büyük kriz olduğunu belirtmekle yetiniyor. Bu arada da "Şerefsiz" ibaresi ömrü hayatındaki en büyük ilgiyi görüyor, zira ne muhalefet ne hükumet dilinden bu sözü düşürmüyor.
Sonra da ABD ve diğer büyük devletler krize müdahale edip de ortamı yatıştırınca, "Biz zaten önelemimizi bir ay önceden almıştık." deniyor, oysa ne gariptir ki diğer ülkeler her gün yeni önlemler alıyor.
Sizcede iktidarıyla muhalefetiyle, burda bir gariplik yok mu?
Aslında ekonomiden çok anlayan biri değilim. Uluslararası İlişkiler bölümünde bize ekonomi dersi verseler de sonuçta bu alanda eğitim gören biri ile bilgilerim kıyaslanamaz bile. Ancak gel gelelim gazete okuyan ve haberleri takip eden - internet haberleri, görsel haberlerde esamesi bile okunmadı - biri olarak yaklaşık bir ay öncesinden dünyayı sarsacak bir ekonomik krizin yolda olduğunu biliyordum. İşin garip yanı bu durum TV haberlerinde neredeyse gündeme hiç gelmedi. Sevgili hükumetimiz ise yüreklerimize su serpen (?) açıklamasını yapıp konuyla ilgili her türlü önlemin alındığını söyledi.
Sonuçta geçen hafta kriz geldi ve gördük ki önlemler o kadar da yerli yerinde değilmiş. Nedense buna da pek şaşırmadık. Neyse ki ABD hükumeti sonun da pisayaları rahatlatan bir adım attı da bir süre kriz ortamı yatıştı. Ancak yazının başında da dediğim gibi uzmanlara göre bu daha krizin sadece üçde biriymiş.
Gelelim "Bana mı dedin?" sendromuna, dünya pisayalrı çalkalanıyor, hatta dibe vuracak neredeyse, ama bizim gel gelelim ne hükumetimiz ne de muhalefetimiz oralı bile değil. Herkes durumun vehametinden bahsederken bizim başbakanımız medya ile kavgaa ediyor, muhalefetimiz ise medyanın avukatlığını üstleniyor. Ekonomik krizle ilgili hükumetten bir tek açıklama bile yok, sadece bir bakanımız memleketinde açılışta bu krizin 1929'dan sonraki en büyük kriz olduğunu belirtmekle yetiniyor. Bu arada da "Şerefsiz" ibaresi ömrü hayatındaki en büyük ilgiyi görüyor, zira ne muhalefet ne hükumet dilinden bu sözü düşürmüyor.
Sonra da ABD ve diğer büyük devletler krize müdahale edip de ortamı yatıştırınca, "Biz zaten önelemimizi bir ay önceden almıştık." deniyor, oysa ne gariptir ki diğer ülkeler her gün yeni önlemler alıyor.
Sizcede iktidarıyla muhalefetiyle, burda bir gariplik yok mu?

~ 0 yorum: ~
Yorum Gönder