Ülkemiz gündem sorunu yaşamıyor. Pek çok ülkede haftalarca konuşulacak hatta üzerlerine kıyametlerin kopartılacağı konular ülkemizde sadece bir iki gün konuluşuyor, çünkü daha konu kapanmadan yeni bir gündem oluşuyor. Tabi bu durumun oluşmasında siyasilerin olduğu kadar medyanın da etkisi büyük.
Önce Anayasa değişikliği gündemdeydi, hatta taslaklar dolaştı ortalarda, sonra bir baktık sevgili başbakanımız İspanya'dayken birden bire başörtüsü sorununu hatırladı. Oysa yıllardır kimsenin aklına gelmemişti. Yurda dönüşte başbakan ve kurmayları bu sorunu çözmek için kolları sıvadı. Tabi konunun sorun çözmek için değil de oy toplamak için ortaya konulduğunu anlayan MHP akıllıca davrandı, ama aynı şeyi CHP yapmadı. Derken AKP hakkında kapatma davası açıldı, hemen sonra Ergenekon, ki bu şahane destanın ismi bu olayla karartılmış oluyor, soruşturması kapsamında gözaltılar geldi.
Yani hakikaten gündem açısından sorunumuz yok, ama asıl sorun kafalarda. Bir yasa yapıyorsunuz ve bu yasayı yaparken diyorsunuz ki başörtüsü sorununu çözeceğiz, gençlerimiz eğitimlerini yaparken kıyafetlerine karışmayacağız, ama yasa çıktıktan sonra sizi ciddiye alan sadece birkaç üniversite oluyor ve bir süre sonra bu üniversiteler de başörtüsü ile öğrencileri içeri almayı kesiyorlar. Çünkü yasayı düzgün çıkartmıyorsunuz. Gerçekten sorunu çözme isteyen insan işi bu kadar aceleye getirir mi? Bu kadar aceleye getirip, halkı kamplaştırır mı? Konunun üzerine eğilmeden, ben yaptım oldu anlayışı ile işe yaklaşır mı?
Gelelim CHP'ye. Acaba Deniz Baykal ve çevresindekiler hiç mi farkında değiller mevcut durumun? Halktan kopmuş bir halk partisi! Eskiden işçiyi, çiftçiyi savunan parti şimdi elit kesimi savunur olmuş, insanların gözünde halk partisi olmaktan çıkmış. Gerçek sorunların üzerine eğilmek yerine kendi suni sorunlarını oluşturmuş. Demokrasi derken, parti içinde muhalefet oluşumunu engelleyip adeta kendi diktatöryasını oluşturmuş.
Şurası açık, halk; laiklik, türban vb durumlardan çok cebindeki para ile ilgileniyor. Pirinç fiyatları başını alıp giderken muhalefet bu durumun üzerine gitmek yerine kendi suni sorunlarını oluşturuyor.
Herkesin kendi çarkı var ve kimse kimsenin çarkına çomak sokmaya cesaret edemiyor. CHP hep diyor ya, biz Atatürk'ün partisiyiz diye, Atatürkçülük halktan kopmakla olmuyor. Zaten ülkemizdeki gerçek Atatürkçüler de gün geçtikçe azalıyor.
Söze nokta koyma zamanı, aşağıdaki karikatür arkadaşım Ferhat'a ait. Son derece zekice, daha ne denebilir ki.
Önce Anayasa değişikliği gündemdeydi, hatta taslaklar dolaştı ortalarda, sonra bir baktık sevgili başbakanımız İspanya'dayken birden bire başörtüsü sorununu hatırladı. Oysa yıllardır kimsenin aklına gelmemişti. Yurda dönüşte başbakan ve kurmayları bu sorunu çözmek için kolları sıvadı. Tabi konunun sorun çözmek için değil de oy toplamak için ortaya konulduğunu anlayan MHP akıllıca davrandı, ama aynı şeyi CHP yapmadı. Derken AKP hakkında kapatma davası açıldı, hemen sonra Ergenekon, ki bu şahane destanın ismi bu olayla karartılmış oluyor, soruşturması kapsamında gözaltılar geldi.
Yani hakikaten gündem açısından sorunumuz yok, ama asıl sorun kafalarda. Bir yasa yapıyorsunuz ve bu yasayı yaparken diyorsunuz ki başörtüsü sorununu çözeceğiz, gençlerimiz eğitimlerini yaparken kıyafetlerine karışmayacağız, ama yasa çıktıktan sonra sizi ciddiye alan sadece birkaç üniversite oluyor ve bir süre sonra bu üniversiteler de başörtüsü ile öğrencileri içeri almayı kesiyorlar. Çünkü yasayı düzgün çıkartmıyorsunuz. Gerçekten sorunu çözme isteyen insan işi bu kadar aceleye getirir mi? Bu kadar aceleye getirip, halkı kamplaştırır mı? Konunun üzerine eğilmeden, ben yaptım oldu anlayışı ile işe yaklaşır mı?
Gelelim CHP'ye. Acaba Deniz Baykal ve çevresindekiler hiç mi farkında değiller mevcut durumun? Halktan kopmuş bir halk partisi! Eskiden işçiyi, çiftçiyi savunan parti şimdi elit kesimi savunur olmuş, insanların gözünde halk partisi olmaktan çıkmış. Gerçek sorunların üzerine eğilmek yerine kendi suni sorunlarını oluşturmuş. Demokrasi derken, parti içinde muhalefet oluşumunu engelleyip adeta kendi diktatöryasını oluşturmuş.
Şurası açık, halk; laiklik, türban vb durumlardan çok cebindeki para ile ilgileniyor. Pirinç fiyatları başını alıp giderken muhalefet bu durumun üzerine gitmek yerine kendi suni sorunlarını oluşturuyor.
Herkesin kendi çarkı var ve kimse kimsenin çarkına çomak sokmaya cesaret edemiyor. CHP hep diyor ya, biz Atatürk'ün partisiyiz diye, Atatürkçülük halktan kopmakla olmuyor. Zaten ülkemizdeki gerçek Atatürkçüler de gün geçtikçe azalıyor.
Söze nokta koyma zamanı, aşağıdaki karikatür arkadaşım Ferhat'a ait. Son derece zekice, daha ne denebilir ki.


~ 2 yorum: ~
at: 27 Nisan 2008 19:04 dedi ki...
eee arkadaşım kerim yine bilinen şeyleri eleştirmişsin aslında yaptıgın şeye saygı duyuyorum ama halen bir çözüm getirmemişsin. Eger bir düzeni eleştiriyorsan o düzene alternatif olacak çözümlerde üretmelisin değil mi? ünli bir sözle bitiriyim. Daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu....
at: 28 Nisan 2008 20:28 dedi ki...
Sevgili Şenol, daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu demişsin, ama ortada iyi bir şey yok ki. Sosyalist düzende en iyisi bu ise o halde dünyada sosyalist düzen yok, ya da iyi yapılan bir iş yok demektir. Çözüme gelince, basit bir çözüm var, Atatürkçü geçinenler Atatürk'ün yaptıklarına baksın. İşte öneri.
Yorum Gönder