Zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Aralık 25
Görecelik denince akla gelenlerin başında olsa gerek zaman kavram. Bazısı için geçmek bilmeyen dakikalar, bazısı için su gibi akıp gider. Ancak herkes kabul eder ki, bu kavram son derece ilginç bir yapıya sahiptir.
Değinmek istediğim ise bu kavramın bir başlangıcının olup olmadığı ve algılanma biçimi.
Öncelikle benim görüşüm zaman kavramının bir başlangıcının olduğu, ancak bir sonunun olmadığı yönünde. Evet bu Matrix filminde dile getirilen o ünlü "Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır!" felsefesine karşı çıkmak demek, ancak benim düşüncem bu yönde.
Sanırım düşüncelerimi şema ile anlatmam daha kolay olacak.

Yukarıdaki resim başlangıcı ve sonu olmayan bir durağanlığı simgeliyor. Durağan, yani hiç bir olayın olmadığı bir ortam. Böyle bir ortamda zaman kavramından bahsetmek mümkün değildir. Neden peki? Çünkü zaman kavramından bahsedebilmemiz için en azından bir olayın meydana gelmiş olması gerekir. Gerçekleşecek olan bu olay bir nevi kilometre taşı gibidir. Bu olay sayesinden ondan önce geçen ve ondan sonra geçecek olan bir süreden, yani zamandan bahsedebiliriz.
Yukarıdaki resim ise, o başlangıcı ve sonu olmayan durağanlık içinde gerçekleşen bir olayı gösteriyor. Bu olayı istediğiniz bir olaya benzetebilirsiniz.
Ancak esas nokta şu: Bu olaydan önce başlangıcı olmasa da sonu olan bir süre geçmiştir ve bu olaydan sonra da başlangıcı olan ve belki (başka bir olay olmazsa) sonu olmayan bir süre geçecektir. İşte önemli olan artık bir süreden, yani zamandan bahsediliyor olunabilmesidir.
Zaman kavramının başlangıcı vardır, ancak sonu olamaz. Çünkü başlangıcı gerçekleştiren olay sayesinde artık son olamaz. Daha açık şekilde ifade edersek, bu olaydan sonra başka hiç bir olay gerçekleşmese bile zaman kavramı sürmeye devam edecektir, çünkü tek bile olsa başlangıç olayından itibaren geçen bir süre söz konusudur ve hep de olacaktır.
Gelelim zamanın göreceliğine.
Eğer insanlar mutluysalar zamanın hızlı geçtiğini düşünürler. Üzgün olduklarında ise zamanın bir türlü geçmediğinden. Belki de konuyla ilgili en iyi örnek derslerdir. Öğrenciler sevdikleri derslerin nasıl bittiğini anlamazlar, oysa sevmedikleri derslerde dakikalar geçmek bilmez. Aslında süre aynı süredir, ancak zaman algısında farklılık vardır. Oyun oynarken, ya da çok sevdiğiniz bir işi yaparken zamanı algılama şekliniz değişir. Oysa can sıkıcı bir işle uğraşırken, ya da yapacak bir işiniz yokken zaman algınız yine bu duruma göre değişir.
Kendimden örnek vereyim. Dedem bir süredir hasta ve ben de hastanede yanında refakatçilik yapıyorum, refakatçilik yapmadığım günlerde ziyaretine gidiyorum, üstelik bu süreç içinde vermem gereken sınavlar da var. İşte bu unsurlar benim zamanla ilgili algımı değiştirdi. Aynı gün yaptıklarımı sanki bir birlerinden çok daha uzak zamanlarda yapmışım gibi hissetmeye başladım, günleri şaşırdım.
Söz gelimi pazartesi günü hem alışveriş yaptığım, hem sınava girdiğim, hem de önemli bir görüşme için uğraştım, ancak pazartesi akşamı aynı gün içinde yaptığım tüm bu işleri sanki farklı günlerde yapmışım gibi hissediyordum.
Bir diğer örnek ise refakatçilik gecemden. Gecenin ilk saatlerinde hastamız ile ilgilendiğimiz için uykumuz yoktu ve zamanın nasıl geçtiğini de anlamadık. Ancak hastamız uyuyunca yapacak bir işimiz kalmadı. Ben de yanımda getirdiğim dergiyi okudum. Bir kaç saat sonra dergiyi bitirince, bu kez bulmaca çözdüm, ancak yapacak bir şeyim kalmayınca dakikalar geçmek bilmez bir hal aldı.
Oysa dergi okurken ve bulmaca çözerken zaman çok hızlı akıyor gibiydi. İşte odak nokta: Uğraştığınız unsurlar sizin zamanı algılama biçiminize yön verir.
Değinmek istediğim ise bu kavramın bir başlangıcının olup olmadığı ve algılanma biçimi.
Öncelikle benim görüşüm zaman kavramının bir başlangıcının olduğu, ancak bir sonunun olmadığı yönünde. Evet bu Matrix filminde dile getirilen o ünlü "Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır!" felsefesine karşı çıkmak demek, ancak benim düşüncem bu yönde.
Sanırım düşüncelerimi şema ile anlatmam daha kolay olacak.
-----

Yukarıdaki resim başlangıcı ve sonu olmayan bir durağanlığı simgeliyor. Durağan, yani hiç bir olayın olmadığı bir ortam. Böyle bir ortamda zaman kavramından bahsetmek mümkün değildir. Neden peki? Çünkü zaman kavramından bahsedebilmemiz için en azından bir olayın meydana gelmiş olması gerekir. Gerçekleşecek olan bu olay bir nevi kilometre taşı gibidir. Bu olay sayesinden ondan önce geçen ve ondan sonra geçecek olan bir süreden, yani zamandan bahsedebiliriz.
Yukarıdaki resim ise, o başlangıcı ve sonu olmayan durağanlık içinde gerçekleşen bir olayı gösteriyor. Bu olayı istediğiniz bir olaya benzetebilirsiniz. Ancak esas nokta şu: Bu olaydan önce başlangıcı olmasa da sonu olan bir süre geçmiştir ve bu olaydan sonra da başlangıcı olan ve belki (başka bir olay olmazsa) sonu olmayan bir süre geçecektir. İşte önemli olan artık bir süreden, yani zamandan bahsediliyor olunabilmesidir.
Zaman kavramının başlangıcı vardır, ancak sonu olamaz. Çünkü başlangıcı gerçekleştiren olay sayesinde artık son olamaz. Daha açık şekilde ifade edersek, bu olaydan sonra başka hiç bir olay gerçekleşmese bile zaman kavramı sürmeye devam edecektir, çünkü tek bile olsa başlangıç olayından itibaren geçen bir süre söz konusudur ve hep de olacaktır.
-----
Gelelim zamanın göreceliğine.
Eğer insanlar mutluysalar zamanın hızlı geçtiğini düşünürler. Üzgün olduklarında ise zamanın bir türlü geçmediğinden. Belki de konuyla ilgili en iyi örnek derslerdir. Öğrenciler sevdikleri derslerin nasıl bittiğini anlamazlar, oysa sevmedikleri derslerde dakikalar geçmek bilmez. Aslında süre aynı süredir, ancak zaman algısında farklılık vardır. Oyun oynarken, ya da çok sevdiğiniz bir işi yaparken zamanı algılama şekliniz değişir. Oysa can sıkıcı bir işle uğraşırken, ya da yapacak bir işiniz yokken zaman algınız yine bu duruma göre değişir.
Kendimden örnek vereyim. Dedem bir süredir hasta ve ben de hastanede yanında refakatçilik yapıyorum, refakatçilik yapmadığım günlerde ziyaretine gidiyorum, üstelik bu süreç içinde vermem gereken sınavlar da var. İşte bu unsurlar benim zamanla ilgili algımı değiştirdi. Aynı gün yaptıklarımı sanki bir birlerinden çok daha uzak zamanlarda yapmışım gibi hissetmeye başladım, günleri şaşırdım.
Söz gelimi pazartesi günü hem alışveriş yaptığım, hem sınava girdiğim, hem de önemli bir görüşme için uğraştım, ancak pazartesi akşamı aynı gün içinde yaptığım tüm bu işleri sanki farklı günlerde yapmışım gibi hissediyordum.
Bir diğer örnek ise refakatçilik gecemden. Gecenin ilk saatlerinde hastamız ile ilgilendiğimiz için uykumuz yoktu ve zamanın nasıl geçtiğini de anlamadık. Ancak hastamız uyuyunca yapacak bir işimiz kalmadı. Ben de yanımda getirdiğim dergiyi okudum. Bir kaç saat sonra dergiyi bitirince, bu kez bulmaca çözdüm, ancak yapacak bir şeyim kalmayınca dakikalar geçmek bilmez bir hal aldı.
Oysa dergi okurken ve bulmaca çözerken zaman çok hızlı akıyor gibiydi. İşte odak nokta: Uğraştığınız unsurlar sizin zamanı algılama biçiminize yön verir.


