Perşembe, Kasım 4

Yaftalama zihniyeti


Bir insanı yaptığı bir hareket, kullandığı bir söz, ya da açıkladığı bir düşüncesi nedeniyle, etiketlemektir yaftalamak ve insanoğlunun tarihi boyunca en sık yaptığı uygulamalardan biridir. Üstelik bu durum eğitim seviyesiyle veya ekonomik ve kültürel gelişmişlikle de alakalı değildir.



----------------------------

Her zamanki gibi bakkala gidip ekmeğini alacaktı. Yol üzerinde Ömer efendiye selam verdi. Kaşları çatıktı bugün Ömer efendinin, kesin yine yenilmişti tavlada. Güldü içinden. "Yaşlı bunak, yenilgiye tahammülü yok, bu yaşta bile. Tam bir narsist." diye düşünüp bakkala girdi.

Üç müşteri daha vardı bakkalda, biri saçlarını kısacık kestirmiş ve her yanında bir takı bulunan genç bir kızdı. Tiksinerek baktı kıza ve "Yazık, yazık. Şu hale bak. Anarşist midir nedir? Bundan ne evleneceği herife ne de vatana bir gram hayır gelir." diye geçirdi içinden. "Kendi kızı böyle olsa, Allah muhafaza, kesin katil olurdu."

Bakkaldaki ikincisi kişi, boynunda fular ve kulağında küpe olan genç bir erkekti. "Kesin hafif meşreptir bu da." dedi kendi kendine ve ekledi "Şu hale, giyime kuşama bak, ne hale geldi bu gençlik?"

Üçüncü kişi ise takkeli, sakallı ve bol giysiler içindeki orta yaşlı bir erkekti. "Hayda bu da kesin irticacı falandır, şu giysilere bak ya. Bunlar Müslüman ise ben kesin cennetliğim. Allah bilir kaç eşi vardır bunun?" diye sıraları içinden ve ekmeğini alıp ayrıldı bakkaldan.

Yolda yürürken telefonu çaldı, arayan bacanağıydı. "Nereden çıktı şimdi bu?" dedi kendine. "Allah'ın komünisti." diye de ekledi. Aslında komünist olduğuna emin değildi, ama bir tartışma programını seyrederken solcu birinin görüşlerine destek vermişti, o halde solcu olmalıydı. Bacanağı ile konuştuktan sonra evine geldi. Kahvaltı masasına oturduğunda eşine karşılaştığı kişileri anlattı. Her biri ayrı bir türdü.

Oysa kendisi öyle miydi? Bunca yıllık öğretmendi. Ara sıra bağırıp çağırsa da, itip kalksa da, düşüncelerine saygı duymasa da eşini severdi. Çocukları ile ilgilenmese de, onları da severdi. Ara ara bir kadeh içse de, ibadet etmese de, tam cennetlikti. Her şeyi bilirdi, insan sarrafıydı, eh bunca yıllık öğretmendi, o mu bilmeyecek, o mu tanımayacaktı?

----------------------------

Laik olduğu için dinsizlikle, baş örtülü diye gericilikle  suçlananlar, çevre bakanı tarafından vatan hainliğiyle itham edilen çevreciler, darbe yanlısı, cemaat bağımlısı diye bir birini suçlayanlar. Herkese bir davranışı, ya da düşüncesi yüzünden bir etiket yapıştıranlar.

Oysa iftiradan öteye geçmeyebilir sırf ufak bir unsurdan hareketle bir kişiyi yaftalamak. İki yüzlülük değil midir aynı şey bizim başımıza geldiğinde kıyameti kopartmak?

~ 2 yorum: ~

dozilog says:
at: 4 Kasım 2010 14:08 dedi ki...

Zamanla hepimiz öğreneceğiz ön yargılarımızdan uzak, anlık duygu ve düşüncelerimizle birbirimizi yaftalamadan eleştirmeyi, düşünmeyi. Hatta en önemlisi karşıdakinden önce kendimizi eleştirmeyi, önce kendi eksikliklerimizi sıralamayı... "Her şeyi ben bilirim, en doğrusu benim düşüncem, benim ideolojim" dememeyi öğrendiğimiz gün birbirimizi anlamaya başladığımız gün olacak sanırım. Yazınız bana bunları düşündürttü. Teşekkürler...

Adsız
at: 4 Kasım 2010 14:22 dedi ki...

Bu güzel yorum için de ben teşekkür ederim.
Umarım bir gün dedikleriniz gerçekleşir, ancak
zor görünüyor.

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic