Wikileaks sitesi dün (28 Kasım 2010) itibariyle bazı belgeler yayınladı. Bu belgeler özellikle diplomatik içerikli belgeler. Tabi belgeler de yazanları birazdan değerlendireceğim, ama belgelerin içeriğine bakıp da kimse "Vay iki yüzlüler vay." gibi şeyler söylemesin. Çünkü diplomasi diplomasi bir adamın ülkesinin menfaatleri için yalan söylemesidir. Ancak tabi ki belgelerin içerikleri oldukça su kaldırır ve bazı etkilere neden olur.
Ama unutmayalım ki aynı Wikileaks'ten kaynanklanan bazı iddialarda ABD'nin PKK'ya yardım ettiği ortaya konmuş, ancak ne yazık ki ülkemizde eften püften bir etki bile oluşturamamıştı. Şimdi belgeler açıklandığına göre ülkemizde nasıl yansımaları olacağını hep beraber göreceğiz.
-----------------------------------------------------
Gelelim belgelerin içerikleri ile ilgili şimdilik elde olan verilere:
- İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad için "Hitler"; Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy için "çıplak imparator"; Almanya Başbakanı Angela Merkel için "teflon", Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai için "paranoyak", Rusya Başbakanı Vladimir Putin için "Alfa erkeği" ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev için ise "korkak ve çekingen" ifadeleri kullanılmış.
- Türkiye Hükümeti'nin Irak Başbakanı Maliki sevmediği iddia edilmiş. (Son seçimlerde hükumetin tavrı bunun doğru olduğunu ortaya koydu.)
- Burns, Sinirlioğlu’na İran Hükümeti’ni yanlış yolda olduğuna ikna etmek için devam eden eylemi desteklemesi konusunda ciddi baskı yaptı. Sinirlioğlu, Türkiye Hükümeti’nin nükleer bir İran’a muhalefetini yeniden ifade ettiyse de askeri bir harekatın Türkiye üzerine yan etkileri olabileceğine dair korkusunu kaydetti ve yaptırımların İranlılar’ı rejime destek olmaya iteceğini ve muhalefete zarar vereceğini düşündüğünü de ekledi. Burns, yaptırımların Türkiye’ye ekonomik etkisinin farkında olduklarını ifade etti ancak Sinirlioğlu’na İsrail’in İran’ın nükleer silahlar elde etmesini durdurmak üzere askeri harekata geçmesi ya da Mısır ve Suudi Arabistan’ın da kendi nükleer alanlarını gözetmeye kalkmaları halinde de Türkiye’nin çıkarlarının olumsuz etkileneceğini hatırlattı... Açık biçimde tehdit edilen Sinirlioğlu ortak bir mesajın önemine ikna olduğunu ifade etmek durumunda kaldı ve bölge ülkelerinin de İran’ı giderek büyüyen bir tehdit olarak gördüğünü kabul etti: “Şam’da bile tehlike zilleri çalıyor.”
- İsrail gizli servisi MOSSAD Başkanı Meir Dagan “Türkiye’ye baktığımda ülkedeki İslamcıların giderek ivme kazandıklarını görüyorum” diyor. Dagan, burada sorulması gereken esas sorunun kendisini Türkiye'nin laik kimliğinin savunucusu olan ordunun bu duruma daha ne kadar sessiz kalacağı olduğunu ifade ediyor ve İran’la ilgili olarak, güç kullanarak rejim değişikliğine gidilmesi için daha fazlasının yapılması gerektiği yönündeki görüşünü dile getiriyor.
- "Sinirlioğlu, Ermeni soykırımı ile ilgili yasa tasarısının kongreden geçmesinin kendi hükümetinin içerdeki politik hesaplarını 'karmaşıklaştıracağı' konusunda uyarıda bulundu. Azerbaycan Başkanı Aliyev için kabul edilebilir bir şey bulunabilirse protokollerde 'ilerleyebileceklerini' de söyledi. Sinirlioğlu, Azerbaycan ve Ermenistan’ın Minsk Grubu'nun gelişimi için ortak bir çerçeve açıklamalarının Türkiye Hükümeti için gerekli politik kılıfı sağlayacağını söyledi. Burns Türkiye ve Azerbaycan arasındaki bir doğalgaz anlaşmasının ilerleyişi ile ilgili bir gelişme olup olmadığını sorguladı. Sinirlioğlu ise Aliyev’in Türkiye'nin protokolleri ele alış yöntemlerine karşı bu anlaşmayı esir tuttuğunu ima etti: 'Bize güvenmiyor.'
- Türkiye'nin AB'ye üyeliği için de "Bu üyelik olamayacak." deniyor, nedenleri ise; "AB almak istemiyor. Buna neden en başta nüfus ve din. Ayrıca, AB’nin Suriye, İran ve Irak ile sınır paylaşmaması durumu var. Bugüne kadar her zaman arada tampon bölge olmuştur ve bu da Türkiye’dir."
- ABD, kamuoyu önünde Türkiye’ye AB desteğini devam ettirmeli. Bu, iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştirmek için olumlu olacaktır. Bundan ABD hiçbir şey kaybetmez ve müttefik olarak Türkiye’yi yanına çekmeyi sürdürür. AB olmadan Türkiye reform yapamazken, AB persfektifiği devam ettiği sürece gümrük birliği, enerji kavşağı gibi işbirlikleri de sürecektir...
- Belgelerde, Ankara-Bakü gerginliğine ilişkin açık ifadeler yer alırken, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Amerikalı yetkililere, Türk hükümetinden haz etmediğini söylediği belirtiliyor. Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın Azerbaycan petrol şirketi başkanına, "Neden Rusya ile ilişkilerimizi bozuyorsunuz ki? Nabucco'ya gerçekten ihtiyacın var mı?" dediği aktarılıyor.
- “Erdoğan, Atatürk ile aynı idealleri paylaşan bir harekete liderlik ediyor. İşkolik, inatçı, mükemmeliyetçi biri, despotik değil.”
- 2007’de Türk Ordusu’nun iki numarası: “İstesek tankları sokağa indirirdik”
- Belgelerde; “ABD Türkiye’den İran’ı uyarmasını istedi ancak Ankara gerekeni yapmadı.”, ayrıca "Türkiye, kısır döngü içinde gerekli AB reformlarını yapamıyor." deniliyor.
- Türkiye'nin ekseninin doğuya kaydığını iddia eden Amerikalı diplomatlar, Başbakan Erdoğan ve danışmanlarıyla ilgili olumsuz ifadeler kullanıyor.
- Başbakan Erdoğan'ın danışmanları için ‘yetersiz’ ifadesi kullanılırken, Davutoğlu'na yönelik de ‘olağanüstü tehlikeli’ nitelemesi yapılıyor.
- Başbakan Erdoğan ABD'nin Ankara Büyükelçiliğine göre işkolik, inatçı ve mükemmeliyetçi.
- ABD'nin Ankara Büyükelçiliği’yle yapılan yazışmalarda, Türkiye'nin ekseninin doğuya kaymasına ilişkin endişelere yer verilirken, AK Partililerin çoğunun İslami tarikatlara üye olduğu, Türkiye'nin İslam devleti olma yolunda ilerlediği iddia ediliyor.
- Belgelerde Edelman, Erdoğan'ı aşırı gururlu, Allah tarafından seçilmiş olduğuna inanıyor, otoriter eğilimli, maço, kadınlara güvenmiyor sözleriyle tanımlıyor.
- O dönemde çevresinde bulunan bürokrat ve danışman kadrolarının, yetersiz ve cemaatçilik esasına göre seçilmiş olduğunu öne sürülüyor. Daha sonraki belgelerde o kadrolar için, "çoğu Ankara dışında siyasetin nasıl işlediğini bilmiyor" deniliyor.
- Amerikan elçisinin üzerinde durduğu bir diğer nokta, Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan arasında bir çekişme olduğu iddiası. Notlarda, iki lider arasındaki rekabetin, uluslararası zirvelerde birbirini kötü duruma düşürmek noktasına bile vardığı iddia ediliyor.
- Erken dönem notlarında, hakkında en olumsuz sözler sarfedilenlerden biri de Ahmet Davutoğlu. O dönem, Başbakan Erdoğan'ın dış politika danışmanıydı. "Davutoğlu son derece tehlikeli" Edelman, kabinede bir bakanın Davutoğlu için "son derece tehlikeli biri" dediği iddiasında. O iddiayı Washington'a da iletmiş. Edelman, Davutoğlu'nu "Erdoğan'ın yeni Osmanlıcı fantazilerinin mimarı" olarak tanımlıyor.
- AK Parti'nin diğer önemli isimleri de yaralayıcı yorumlarla geçiyor belgelerde. "Arınç sorun kaynağı" Bülent Arınç, Erdoğan'ın potansiyel rakibi ve sorun kaynağı olarak gösteriliyor.
- Belgelerde AK Parti'nin cemaatlerle özellikle Gülen hareketiyle ilişkisine dair yorumlar da var. Gülen cemaati için 2004'ün aralık ayında, "AK Parti'ye karşı mesafeli" yorumu yapılıyor.
---------------------------------------
Bakalım ilerleyen günlerde bu belgelerden daha neler çıkacak ortaya ve gerek ülkemiz gerekse dünya kamuoyunun bu belgelerin içeriğine dair tepkisi nasıl olacak.



~ 2 yorum: ~
at: 9 Aralık 2010 04:56 dedi ki...
USA nın Yeni Oyunu
at: 9 Aralık 2010 09:17 dedi ki...
Bu da görüşlerden biri, ancak zaman gösterecek gerçeği.
Yorum Gönder