Pazartesi, Kasım 1

Bencilliğin pençesinde


Herkes eleştirir birileri, herkes daha iyi olduğunu iddia eder, başkalarının açıklarını gören gözler, kendi hatalarını nedense görmezler.

Oysa o çok farklıydı, ezilenlerden biriydi, dürüsttü, üstelik de haklıydı. Sessiz kalamazdı, bir şeyler yapılmalıydı ve ilk adımı da o attı. Topladı kendi gibi düşünenleri, üstelik bu çok zor da olmadı, çünkü artık herkesin canına tak demiş, insanlar bunca zaman zulme boyun eğmiş ve artık onlar için de vakit gelmişti. 


Bir olan ses on oldu önce, ardından yüze çıktı sayı ve binler geldi peşlerince. En önde o vardı, artık o kalabalıkların temsilcisi ve devrimin lideriydi.

Günü gelince seslendi binlerce kişiye, "Artık bu kadar yeter, haklı olan kazanmalı davasını, birileri dur demeli bu düzene ve o birileri biziz, çünkü biz iradenin ta kendisiyiz." 

Bu sesle inledi meydanlar, hınçlandı onu duyanlar, atıldı beraberce adımlar ve yıkıldı haksız olanlar. Günü gelmişti, o eski ve bozuk düzen sona ermişti. Artık yeni bir düzen ve bu düzenin başına da yeni biri gerekliydi. O dürüsttü, o fedakardı ve adildi. Asla şahsi menfaat gütmez ve üstüne üstlük güvenilirdi. Haykırdı  kalabalıklar ismini, biri geçecekse başa bu ondan başka kim olabilirdi ki? 

Durdu, düşündü önce; bu işi başarabilir miydi diye, sonra dedi ki kendine, "Ben başardım, insanları ideallerine inandırdım, haklının kazanmasını sağladım, şimdi de bu haklı düzeni korumalıyım." ve karar verdi, artık lider kendisiydi. 

Mutluydu herkes, gelmişti güzel günler, yıkılmıştı çarpık düzenler. Ancak rüya gibi geçti zaman ve değişti birer birer tüm gerçekler. Adilin şaştı terazisi, ağır bastı saltanatın tatlı sesi ve gücün hissettirdikleri. Eskiden eleştiren, insanlara güven veren o kişi, artık tıpkı eleştirdikleri gibiydi. Adalet, eşitlik ve özgürlük diyen kişi, şimdi kendi halkını ezmekteydi. "Ben yaptım, bu halka bunca hakkı ben kazandırdım ve ben istersen onları geri de alırım." dedi. Ona kalsa her şey düzen içindi ve o değişmemiş, değişen halkın kendisiydi. Aramadı kendinde kötü yan, o ilk günü kişiydi halen aynada ona bakan. Eleştiriler geldikçe sertleşti, yola çıktığı arkadaşlarından uzaklaştı ve baskısı arttı. Artık devirdiği tiranlardan yoktu bir tek farkı.

Ve sonunda gün geldi biri çıktı, kalabalıkları etrafında topladı, ezilendi, haklıydı, kalabalıklar bu kez onun adını haykırdı. Döndü zamanın çarkları, çaldı ölüm çanları ve değişti bir kez daha düzen, başa geçti onu en çok hak eden. Ta ki onu da biri gelip devirinceye dek. 

--------------------------------

Marifet başkalarını acımasızca eleştirebilmekte değil, marifet vakti gelince kendini de eleştirebilmek ve hatandan dönebilmek.

~ 2 yorum: ~

Adsız
at: 3 Kasım 2010 18:49 dedi ki...

Biraz ağır bir yazı olmus... Ya da cok derin olmasa da yaram olduğu için bana öyle geldi.
Ellerine Sağlık....

Adsız
at: 4 Kasım 2010 09:05 dedi ki...

Ağır olabilir, gerçekliğindendir. :)

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic