Eskiden insanlar çocukları okusun da adam olsun isterlerdi, şimdilerde ise istedikleri tek şey çocuklarının politikacı olması. Ben de bu toplumsal isteğe seyirci kalamazdım öyle değil mi? Kalmadım da zaten. Tıpkı geçenlerde yazdığım yazımda, filozof olmak isteyen genç yeteneklere (!) yardımcı olduğum gibi, bu sefer de bu yazıyla politikaya atılmak isteyen arkadaşlara yol göstermek niyetindeyim.
Ancak önce buna neden gerek gördüğümü anlatayım sizlere. Ben hazırlıkla birlikte 5 yıl Uluslararası İlişkiler okudum ve siyaseti gayet iyi bilirim, ama bir gün bile olsun aktif siyasete bulaşayım diye düşünmedim, çünkü anlamıştım ki benim mizacım buna ters. Ancak okul hayatım boyunca şunu da fark ettim ki, siyasi bölüm okumayanlar siyasete daha meraklıdırlar.Bunun bir nedeni siyasetin ne halt olduğunun bu kişilerce tam olarak bilinmemesi iken, bir diğer nedeni ise siyaset meraklısı bu kişilerin aslında siyaseti emellerini gerçekleştirmek için en etkili ve kısa yol olarak görmeleridir.
Politikacı olmak isteyenlerin çoğu ülkemin faydasına bir iş yapayım, insanlarıma bir faydam olsun diye bu işi istemezler. Onların niyeti daha çok kendi cebime bol bol faydam olsun şeklindedir. Tabi ki bazı istisnai iyi niyetli ve doğrucu politika meraklısı kişiler de söz konusudur, ancak bu kişiler de bir yere gelemezler çünkü politikanın genel ahlaksızlığına uymamaktadırlar.
Neyse sözü fazla uzatmadan politikaya bulaşmak ve bu alanda başarılı olmak isteyen arkadaşlara tavsiyelerimi aktarayım. İşte "Aktif siyasetçinin el kitabı" isimli yeni eserimden seçme maddeler. :)
Öncelikle hitabınız oldukça etkili olmalıdır, Türkçe'yi iyi konuşmalısınız demiyorum dikkat ederseniz, zaten onu fazla düşünen de yok maalesef. Sizin kendinizi geliştirmeniz gereken hitap tarzı, dobra dobra konuştuğunuz imajı oluşturmaktır. Halktan biri gibi olduğunuz izlenimi oluşturur bu konuşma şekli. Ayrıca halka duymak istedikleri söylemeyi bilmelisiniz, tabi ki bu söylediklerinizi gerçekleştirmeyeceksiniz, yani yalan söyleyeceksiniz, bu yüzden yüzünüzün kızarmamasına dikkat edin. Kırmızı ışık gibi olmasın suratınız yalan söylerken yani. Halk adamı, vatanını ve milleti düşünen biri gibi tavırlar sergilemeli, ancak halktan biri sizi eleştirdiğinde de kameraların gözü önünde o vatandaşı azarlamalısınız. Sözel olarak kıvırmayı iyi bilmelisiniz, rakipleriniz üstünüze geldiğinde hemen yeni bir gündem oluşturmalı ve dikkatleri kendi üstünüzden onların üzerine yönlendirmelisiniz.
Meraklanmayın bunlar başlangıç sadece, sonrası zaten kendiliğinden gelir. Siz hele kapağı bir partiye atın da, sonra iktidar değişirse siz de parti değiştirirsiniz nasılsa, çünkü ülkemizdeki politika anlayışı bu yönde maalesef.
Bu arada yeni kabuslar görmeye devam ediyorum. Kabusumda; Çevre bakanı Tarkan'ın "Kuzu kuzu" şarkısını söylüyor, Kılıçtaroğlu ve Başbakan da eşlik ediyorlardı. Allah'ım çok korkunçtu çok!
*Not: Bu kabus işini sevdim galiba, kelime tanımları gibi bunu da ayrı bir başlık mı yapsam ne?
*Not: Bu kabus işini sevdim galiba, kelime tanımları gibi bunu da ayrı bir başlık mı yapsam ne?


~ 0 yorum: ~
Yorum Gönder