Çarşamba, Temmuz 7

Küçük Dünyalar


Yola çıktım yürüyorum şehrimde.

Yürürken düşünüyorum bir şeyler. Bir dünyanın içinde, kendi dünyama dalıyorum. Çevremde daha bir sürü dünya var, ama farkında bile değilim. Öylesine kanıksamışım ki artık her şeyi, öylesine ezberlemişim ki, her şey normal geliyor.

Bir sokakta yürürken yaşlı teyzelerinin yanından geçiyorum, hiç bir fikrimin olmadığı bir konudan bahsediyorlar, yarım yamalak duyuyorum.

Ben geçip gidiyorum onlar ise kalıyorlar, kendi dünyalarındaki bir figüran oluyorum. Onlar da benim dünyamdaki figüranlar.

Yeni yeni figüranlar ekleniyor onlara yol boyunca. Attığım her adımda yanımdan geçen daha nice
insanlar var. Ne ben onların umurlarındayım, ne de onlar benim umrumdalar.

Az sonra yıllar öncesinden tanıdığım biri geçiyor yanımdan, görmemezlikten geliyorum, sanki hiç tanışmamışız gibi davranıyorum. Sonra onu nereden tanıdığımı düşünüyorum. Kötü anılar canlanıyor gözümde. Derhal başka şeylere odaklanıyorum.

Süslü püslü erkekler ve kızlar geçiyorlar yanımdan, bir birlerinin klonları gibi giyinenlerden hani. Burnu havadalar, alçak dağları yaratanlar, sessiz sakin olanlar, kimseye bakmayanlar.

Herkes kendi dünyasında başrolde, herkes o dünyada bir star.

Ruhum daralıyor, bunalıyorum, farkında olmak her şeyin canımı sıkıyor. Bir dünya içinde kendi küçük dünyamıza hapsolmak ne güzelmiş diyorum. Açık deniz gibi geliyor açmak gözümü, boğuluyorum.

Sonra buluşuyorum arkadaşımla ve dalıyorum yine kendi küçük dünyama.

Seviniyorum.

~ 6 yorum: ~

Adsız
at: 13 Eylül 2010 14:19 dedi ki...

Bhsettiğiniz o "bir grup teyze" nin yanından geçtiniz mi gerçekten? Eğer geçtiyseniz ve yalnızca bir grup teyzeden bu kadar şey çıkarabildiyseniz ya siz tahmin ettiğimden daha acemisiniz; ya da ben tahmin ettiğimden daha iyiyim ...

Adsız
at: 13 Eylül 2010 15:29 dedi ki...

Evet belki sizin tahmin ettiğinizden daha acemiyim, belki de siz tahmininizden daha iyisiniz. :)

Belki de yazılarımı anlayabilecek kadar derin ve başkalarının hayatlarındaki bir figürandan öte değilsiniz. :)

Adsız
at: 13 Eylül 2010 15:34 dedi ki...

Başkalarının hayatlarında bir figürandan öte değilim, doğru. Ama normalin üzerinde insanın hayatında; önemli bir figüranım...

Adsız
at: 13 Eylül 2010 15:40 dedi ki...

Güzel bir durum, zaten bizim hayatımızı anlamlı kılanlar da bizim için normalin üzerinde olan insanların varlıkları ve onlar için de bizim varlığımız önemliyse eğer, bir insan daha başka ne ister? :)

Adsız
at: 13 Eylül 2010 15:45 dedi ki...

Burda devreye şeklicilik giriyor işte. (Siz arkadasonıza öyle diyince o bununla övünmüş; ama siz bununla övünmeyecek kadar bilgilisiniz eminim :) ) Direk okuduğunuz anlama yönelik bir yorum yaptınız, ama biraz düşünmeliydiniz :)

Ben o tür insanların hayatında önemli bir figüran olmak istemiyorumki... Siz, benim sanırım onlar için değerli falan olduğumu düşündünüz. İlk yazdığım anlam yani. Ama önem ve değer arasında fark vardır. Sizin için önemli olan herkes ya da her şey, değerli değildir...

Adsız
at: 13 Eylül 2010 15:49 dedi ki...

Aklınıza gelen ilk anlama bakmayın lütfen. Birinin hayatında önemli bir figüran olmanız onun için değerli olduğunuz anlmaına gelmez her zaman. Ve değer görmediğiniz hayatlarda önemli bir figüran olmak inanın bazen canınızı cok sıkabiliyor.

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic