Bir cafede oturuyoruz arkadaşlarımla. Bir yandan çay içip, bir diğer yandan da tavla oynuyoruz. Üç kafadar birader olduğumuz dönemde en çok yaptığımız işlerden biri bu. Genelde ben durumla ilgili arkadaşlara laf sokuyorum, onları sinirlendiriyorum. Espri gırgır, şamata içinde geçiyor vakit. Arkadaşlarımdan biri diğerini hiç de normal olmayan ve zar tutma ile ifade edilemeyecek bir şans ile yeniyor. Diğer arkadaşım sinirleniyor ve bir sonraki el o kazanıyor. Derken vakit geliyor. Artık bizsiz düşünülemeyen o mekandan kalkıp sinemaya yöneliyoruz.
Kapılar açılıyor ve salona giriyoruz. Filmin başlamasının ardından hepimiz aynı görüntülere bakıyoruz belki, ama hepimizin düşünce ve hisleri farklı. Perdeye yansıyanla, zihnime yansıyanlar tamamen farklı, ya da aynı. Dalıyoruz belki bir kaç saniye, aksiyon sahneleri giriyor araya. Birimiz espri yapıyor, sessizce. Diğerleri de gülüyor, yine sessizce. Her ne kadar pek çok kaba saba kişi olsa da salonda, biz öyle olmamaya çalışıyoruz. Esas oğlan kurtarıyor dünyayı ve tabi ki sevdiği kadını. Zaten tersi ne zaman oldu ki. "Bir filmde kötü sonla bitsin be birader." diyerek çıkıyoruz salondan. Bu kez farklı bir cafeye yöneliyoruz. Aklıma yine cafe kelimesinin aslında Türkçe'deki kahve kelimesinden geldiği, ama nedense bugün cafe kelimesinin kullanıldığı takılıyor. Sonra dalıyoruz bir sohbete.
Hepimiz farklıyız. Ama hepimiz bir aradayız. Farklı yerlerdeniz belki, ama aynı ülkede yaşıyoruz, üstelik çok da mutluyuz.
Birimiz şehrine geri dönüyor, bir dahaki sınava kadar. Benimse askerliğim yaklaşıyor. Geriye sadece birimiz kalıyor belki, ama diğerlerinin de aklı onunla kalıyor.
Evet askerliğim yaklaşıyor. Bir dönem geride kaldı benim için. Okul bitti, şimdi vatan borcunu ödeme vakti.
Geri gelirce ise değişecek her şey. Yeni bir hayata adım atılacak. Eski hayatımdan en çok özlediğim ise o cafede oturduğumuz ve gönlümüzce sohbet ettiğimiz günler olacak.
Kapılar açılıyor ve salona giriyoruz. Filmin başlamasının ardından hepimiz aynı görüntülere bakıyoruz belki, ama hepimizin düşünce ve hisleri farklı. Perdeye yansıyanla, zihnime yansıyanlar tamamen farklı, ya da aynı. Dalıyoruz belki bir kaç saniye, aksiyon sahneleri giriyor araya. Birimiz espri yapıyor, sessizce. Diğerleri de gülüyor, yine sessizce. Her ne kadar pek çok kaba saba kişi olsa da salonda, biz öyle olmamaya çalışıyoruz. Esas oğlan kurtarıyor dünyayı ve tabi ki sevdiği kadını. Zaten tersi ne zaman oldu ki. "Bir filmde kötü sonla bitsin be birader." diyerek çıkıyoruz salondan. Bu kez farklı bir cafeye yöneliyoruz. Aklıma yine cafe kelimesinin aslında Türkçe'deki kahve kelimesinden geldiği, ama nedense bugün cafe kelimesinin kullanıldığı takılıyor. Sonra dalıyoruz bir sohbete.
Hepimiz farklıyız. Ama hepimiz bir aradayız. Farklı yerlerdeniz belki, ama aynı ülkede yaşıyoruz, üstelik çok da mutluyuz.
Birimiz şehrine geri dönüyor, bir dahaki sınava kadar. Benimse askerliğim yaklaşıyor. Geriye sadece birimiz kalıyor belki, ama diğerlerinin de aklı onunla kalıyor.
Evet askerliğim yaklaşıyor. Bir dönem geride kaldı benim için. Okul bitti, şimdi vatan borcunu ödeme vakti.
Geri gelirce ise değişecek her şey. Yeni bir hayata adım atılacak. Eski hayatımdan en çok özlediğim ise o cafede oturduğumuz ve gönlümüzce sohbet ettiğimiz günler olacak.




~ 2 yorum: ~
at: 22 Kasım 2009 18:58 dedi ki...
Geldikten sonra daha bir farklı olacak herşey tabii, iş güç derken eski günlerini de özleyeceksin ama yeni yaşantının da güzel ve farklı yönleri olacaktır. Ne zaman yolculuk hayırlısıyla? Gitmeden önce bilgilendirirsin bizleri de hayırlı teskereler demeye vaktimiz olsun. :)
at: 23 Kasım 2009 08:00 dedi ki...
Sağol NeSTaL, hayırlısıyla Aralık 11-12 gibi teslim olacağım. Nereye gideceğim belli olunca burdan haber vereceğim inşallah.
Yorum Gönder