Pazar, Kasım 1

Atatürk ve Cumhuriyet




Bir kaç gün önce Cumhuriyetimiz'in 86. yılını kutladık. Aslında nicedir aklımda olan bir konuya da değinmek istedim bu vesile ile.

Çevremde çok değişik insanlar vardır, hemen her düşünceden insan tanıyorum diyebilirim. Ancak düşüncelerini en çok garipsediklerim evrimistler ve cumhuriyet karşıtı olanlardır. Cumhuriyet karşıtı olanlar da ikiye ayrılır, bunlardan bir kısmı zaten cumhuriyetin anlamını bilmemektedirler ve bu bilgi eksikliklerinden ötürü cumhuriyete karşıdırlar ve Atatürk'ü de pek sevmezler. Ancak bir de okumuş, eğitim görmüş olmasına karşın cumhuriyeti ve Atatürk'ü sevmeyenler vardır. İşte ben bu kişilere daha çok şaşırıyorum.

İnsan cumhuriyetin ne olduğunu ve Atatürk'ün bu ülke için ne kadar önemli işler yaptığını bilmiyor olabilir, ama öğrendiğinde büyük ihtimalle cumhuriyetin ve Atatürk'ün önemini kavrayacaktır.

Ancak tüm bunları bildiği halde cumhuriyeti sevmeyen, daha doğrusu cumhuriyet yerine başka başka yönetim şekilleri isteyenler hakikaten tuhaf. Üstelik cumhuriyeti sevmeyenlerin pek çoğu bunu şu nedene dayandırıyor. "Şeriat varken cumhuriyet de ne?"

----------------------

Hazır söz şeriatten açılmışken bu sözün anlamına da değinmek istiyorum. Şeriat; "Kur'an'daki ayetlere, Hz. Muhammed'in sözlerine dayanan İslam kanunu, İslam hukuku." anlamına gelir, TDK, yani bazı bilgisizlerin "Kahrolsun şeriat" gibi saçma sloganlar atmaları da onların cahillikleridir.

----------------------

Şimdi konumuza dönelim. Cumhuriyet yerine şeriat istediklerini söyleyen bu kişilerin aslında kastettikleri gerçek anlamda şeriat değildir. Çünkü bir ülkenin her organı ve tüm işleri Kuran hükümleri ile idare edilemez. Çünkü Kur'an-ı Kerim bu bağlamda bir kitap değildir. Evet Kur'an pek çok konuda pek çok bilgi verir, ama devletin her işi  hakkında bilgi vermez, ya da Peygamberimizin sözleri de. Kaldı ki bugün şeriat devleti olduklarını iddia edenlerin de şeriat kurallarına göre yönetilmedikleri açıktır. (Şimdi hemen, "Aaaaa! Bak bu da şeriatçi." diye düşünmeyin, çünkü böyle düşünüyorsanız buraya kadar okuduklarınızdan hiç bir şey anlamamışsınız demektir. )

Bir düşünelim, bugün cumhuriyete karşı çıkıp, onu sevmeyen ve mümkünse yerine İslami kurallarla yönetilen bir yapı isteyenlerin en çok örnek aldıkları ülkeler İran, Suudi Arabistan vb Arap ülkeleri ve Müslüman ülkelerdir. Oysa şöyle bir kıyaslama durumun açıklanması için faydalı olacaktır.

Sözde İslami kurallara göre yönetildiklerini iddia eden bu ülkelerde devlet bir ailenin malıdır ve ülkeyi bu aile yönetir. Nerede İslamiyet'teki eşitlik? Ülkenin tek bir lideri, ya da bir kaç üyeden oluşan bir karar meclisi vardır ve bunların sözleri kanun gibidir. Evet belki bir meclis vardır, ancak sadece küçük yetkilere sahip bir meclistir bu. Halkın ne istediğinden ziyade ülkeyi yöneten bir avuç insanın ne istediğinin önemi vardır bu ülkelerde. Bayanların değil seçilme, oy kullanma hakları bile yoktur. Bazıların da ise bayanlar yeni yeni bu haklara kavuşuyorlar. Nerede İslamiyet'teki kadın hakları, nerede bu ülkelerdeki haklar? Hatta bu ülkelerde bayanlar ehliyet alamazlar, bazı ülkelerde ise ehliyet aldıkları halde yanlarında eşleri bulunmadan araç kullanamazlar. İran'da başınızı ne olursa olsun açamazsınız. Nerede İslami hoş görü?

Oysa İslam dininde zorlama yoktur. Ancak İslam dinine göre yönetildiklerini iddia eden bu ülkeler halklarına baskı uygularlar.

Buna karşın ülkemizde pek çok konuda insanımız özgürdür. Bundan bir süre önce bir bayan yazar İran hakkında bir kitap yazmıştı, ismini şimdi hatırlamasam da yazar, katıldığı bir programda İran'da geçirdiği süre sonunda Türkiye'deki cumhuriyetin önemini ve kıymetini anladığını belirtiyordu.

İşte cumhuriyeti sevmeyen ve onun yerine başka yönetim şekilleri isteyen bu insanlar da sahip olduğunun kıymetini bilmeyenler. Bu insanların belki de en çok takıldıkları konu devletimizin laik oluşu ve başörtüsü konusu. Aslında baş örtüsü konusunda bazı kısıtlamalara ben de karşıyım. İnsanımız kendi ülkesinde kendi inanç özgürlüğünü yaşayabilmeli, ama gerçek anlamda. Yabancı ülkelerde insanımız başörtüsü ile eğitim görebiliyorsa, kendi ülkesinde de görebilmeli bence.

Gelelim bu insanların Atatürk'e bakışlarına. Yukarıdaki anlayışla yaklaşırlar atamıza ve onu sorumlu tutarlar her şeyden. Oysa bugün bir ülkemiz varsa ve özgürsek, bunu en çok ona borçlu değil miyiz?

------------------------------------
*resmin kaynağı

~ 0 yorum: ~

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic