
Güzel ülkemizde bir gelenek vardır. Hemen her mahallede kahvehane isminde yerler bulunmaktadır.
Erkekler takılırlar bu yerlere ve çay içip oyun oynarlar genelde. Tabi bunları yaparken de sohbet alır gider bir yerlere.
Genelde ya futbol konuşulur, ya da memleket meseleleri. Ortak yön ise herkes bir birinden zeki.
Bir kaç kişi toplaşır bir masa etrafında, "O gol öyle mi atılır?" denir ve başlar bir muamma.
Futbol takımı yıkılır ve tüm topçular kovulur, yeniden düzenlenir her şey ve takım şampiyon olur.
Derken biri çıkar aradan ve konuyu saptırır, seçimde hile var der ve ortalık karışır.
Hem dış politika, hem iç politika masaya yatırılır. Bir yandan da izmaritler küllükten taşmaktadır.
Kimse de çıkan sigara yasağını takmamaktadır, çünkü yasağı denetleyen de bulunmamaktadır.
Hükumet al aşağı edilir, Kuzey Irak'tan girilip Kazakistan'dan çıkılıverilir.
Devlet kademesindekiler ise, tüm bunları düşünememektedir. Bunca zeki insan ise heba olup gitmektedir.
----------------------------------
Ancak daha garip olan bu durumun aynısının üniversitelerde de yaşanabilmesidir.
4 yıl uluslararası ilişkiler okuyan biri bile atıp tutabilir, hatta dünyayı ele geçirme hayalleri kurabilir.
Ya da bölüm dersinde bir öğrencinin sorusuyla, hoca gaza gelip Musul'a girebilir.
---------------------------------
Demek istediğim şudur ki, bu bir zihniyettir. İnsan okumasa da, ya da profesör olsa da bu şekilde davranabilir. Çünkü insanoğlu kendisine çok önem verir. Atıp tutmak da ona kolay gelir. Oysa tavır çok komiktir, çünkü bilmeyen bileni cahillikle itam etmektedir.
Bilmemek çekinilecek bir şey değildir, esas çekinilmesi gereken bilmediği konuda ahkam kesmektir.
Kastım yoktur bundan kimseye, herkesin fikri olmalı bence de. Ancak bilgi yoksunuysa kişi, o işi bileni dinlemeli. Her işin kuralları vardır, o işin içine girmeden atıp tutmak kolaydır, işin aslı içine girince anlaşılır.
Erkekler takılırlar bu yerlere ve çay içip oyun oynarlar genelde. Tabi bunları yaparken de sohbet alır gider bir yerlere.
Genelde ya futbol konuşulur, ya da memleket meseleleri. Ortak yön ise herkes bir birinden zeki.
Bir kaç kişi toplaşır bir masa etrafında, "O gol öyle mi atılır?" denir ve başlar bir muamma.
Futbol takımı yıkılır ve tüm topçular kovulur, yeniden düzenlenir her şey ve takım şampiyon olur.
Derken biri çıkar aradan ve konuyu saptırır, seçimde hile var der ve ortalık karışır.
Hem dış politika, hem iç politika masaya yatırılır. Bir yandan da izmaritler küllükten taşmaktadır.
Kimse de çıkan sigara yasağını takmamaktadır, çünkü yasağı denetleyen de bulunmamaktadır.
Hükumet al aşağı edilir, Kuzey Irak'tan girilip Kazakistan'dan çıkılıverilir.
Devlet kademesindekiler ise, tüm bunları düşünememektedir. Bunca zeki insan ise heba olup gitmektedir.
----------------------------------
Ancak daha garip olan bu durumun aynısının üniversitelerde de yaşanabilmesidir.
4 yıl uluslararası ilişkiler okuyan biri bile atıp tutabilir, hatta dünyayı ele geçirme hayalleri kurabilir.
Ya da bölüm dersinde bir öğrencinin sorusuyla, hoca gaza gelip Musul'a girebilir.
---------------------------------
Demek istediğim şudur ki, bu bir zihniyettir. İnsan okumasa da, ya da profesör olsa da bu şekilde davranabilir. Çünkü insanoğlu kendisine çok önem verir. Atıp tutmak da ona kolay gelir. Oysa tavır çok komiktir, çünkü bilmeyen bileni cahillikle itam etmektedir.
Bilmemek çekinilecek bir şey değildir, esas çekinilmesi gereken bilmediği konuda ahkam kesmektir.
Kastım yoktur bundan kimseye, herkesin fikri olmalı bence de. Ancak bilgi yoksunuysa kişi, o işi bileni dinlemeli. Her işin kuralları vardır, o işin içine girmeden atıp tutmak kolaydır, işin aslı içine girince anlaşılır.


~ 8 yorum: ~
at: 1 Nisan 2009 11:02 dedi ki...
Ahahahah, demekki her yer de böle hocalar var.. Benim bi hocam da pc dünyasını ele geçirmeyi planlıordu derslerde.Çıkışta soldaki net cafede görüyorduk kendisini.. Ne yapmaya çalıştığını çözememkle birlikte, sana aşırı bi şekilde katılıyorum..
Teoride herşey var,pratikte bişi yok
at: 1 Nisan 2009 12:51 dedi ki...
Konuyla Pek alakası Yok Belki ama Yukarıda anlattığın yazıyı görünce aklıma hey gidi bee neydi ne olmuş gibi şeyler ampul yaktı :)
Bugunki Kahvehaneyle geçmişteki çok farklı eskiden kıraathane diye adlandırılan bu mekan insanların kitaplarla gittiği kültür alış verişi yapılan bir yer olarak bilinirmiş ama günümüze bakılınca tamda senin anlattığın gibi bir hal aldıı neysee :)
at: 1 Nisan 2009 17:06 dedi ki...
kahve ortamım hemen hemen hiç olmadı..sevmem de..zaten sigaraya alerjim var,sigarasız bir ortam da değil..
Ama arada bir takılmışlığımız oluyor,gel çay iç falan diyen..ve hangi masaya gidiyorsam tek bir konu açılıyo..trabzonspor =)
"Futbol takımı yıkılır ve tüm topçular kovulur, yeniden düzenlenir her şey ve takım şampiyon olur."
işte burda da özeti geçilmiş .. diyecek daha sözüm yok =))))
at: 1 Nisan 2009 20:03 dedi ki...
HaYaL MeYaL, hım demek bizim hoca yalnız değilmiş. :)
LuCiFerR, o eski kıraathanelerden bulunsa, inan çıkmazdım o yerden :)
JoSe_MouRiNHo_61, neler çektiğini anlıyorum, insan o ortamda içtiği çayın bile keyfini alamıyor dumandan. :)
at: 1 Nisan 2009 21:19 dedi ki...
Bir de kahvehane muhabbeti kadınlarınkinden beter, acayip dedikodu dönüyor ortada bilesiniz. Gidip gördüğümden değil hani ama öyle biliyorum işte. :)
at: 1 Nisan 2009 23:03 dedi ki...
NesTal çok haklısın, kadınların ismi çıkmış dedikodu konusunda, ama erkeklerinde altta kalır hali yoktur. :)
at: 2 Nisan 2009 00:39 dedi ki...
kimm..kadınlar dedikodu mu yapıyormuş..töbee =)))
kadınların dedikodusu erkeklerinki yanında hiç bişi yaa..yeter ki gidin kahvede bir masaya oturun.. =)))))
at: 2 Nisan 2009 08:54 dedi ki...
:D böylece iki kişi tarafından durum onaylanmış oldu. :)
Yorum Gönder