
Eğer bir insana makam verirseniz, geçek kişiliğini göstermesini seyredersiniz.
Önemli olan yüksekliği değildir o makamın, önemli olan emrinde insan olup olmadığıdır zatın.
Yetki küçük olabilir, ancak yetki sahibi kişi kendisini büyük görecektir.
Es kaza gidersiniz bir devlet dairesine, amacınız işlemlerini bir an önce yaptırmak, sonra da normal işinize dönmektir.

Gel gelelim memur olan şahıs sizin düşüncenizde değildir. Siz isteğinizi bildirirsiniz, ama o çok sakindir. Hatta öyle ki yaşayıp yaşamadığı bile zor anlaşılabilmektedir.

Zahmet edip doğrulur yerinden ve size doğru bakar yüksekten. Alır evrakları sizden, azarlayan bir ses tonu gelir peşinden. Falanca evraklar eksik diye belirtir, peşi sıra bir yer tarif ediverir. Siz yarım yamalak anlar, sırada bekleyenleri de meşgul etmemek için hafif yanlar, sonra da gösterdiği tarafa doğru bakarsınız. Daha ilk dakikadan yılarsınız, ama farkında olmadığınız, daha mücadeleye yeni başladığınız.

Odadan çıkar, danışmanı arar, bir de ona sorarsınız. Tabi danışmanı yerinde bulursanız. Çünkü danışmada yeller esmekte, danışmansa ufukta bile görünmemektedir. Bir iç geçirir, hatırladığınız tarifle üst kata çıkarsınız. Burada yeni bir zatı muhteremle karşılaşır, ona durumu anlatırsınız. Bu genelde bir bayandır, ama hiç oralı olmamaktadır. Derken kendisi lütfeder ve evraklarınızı kayda girer. Yaklaşık on dakika beklersiniz, sonra geldiğiniz yere geri dönersiniz.

Buradaki görevli sizden önceki kişiyi azarlamaktadır ve sizin de sinir katsayınız artmaktadır. Zihninizden senaryolar geçirir, eğer size de aynı şeyi yaparsa diye gardınızı alıverirsiniz. Lakin öyle olmaz ve memur bey size bulaşmaz. Ancak çileniz bitmemiştir, daha gidilmesi gereken bir sürü yer sizi beklemektedir.

Önce vezneye gider, tek ve basit bir iş için iki kişinin görevli olduğuna şahitlik edersiniz. Derken başka bir odaya geçer, yolda temizlik görevlisinin ahkam kesmesini izlersiniz. Oradan çıkınca geldiğiniz yere geri dönersiniz. Bu arada yaklaşık iki saati de devirmişsiniz ve geldiğinize geleceğinize pişman oluvermişsinizdir.

Sonunda Allah yadım eder, görevlilerden biri insafa gelir ve işlemlerinizi bitirir, ancak onay için bir makam odasını daha ziyaret etmeniz gerekir. Yapılması gereken sadece imza atmaktır, ama makam odası kahvehane edasındadır. Yetkili zatı muhterem sohbettedir birileriyle her dem. Sonra lütfeder ve size döner. Evrakınızı alıp imzayı atar ve size özgürlüğünüzü bağışlar. Tüm bu işlemler için saatleriniz gitmiştir, oysa sizin tek derdiniz devlete verginizi vermektir.

O görevlilerin sizden bir farkları bulunmamaktadır, üstelik görevleri sizin işlemlerinizi yapmaktır. Ancak onlar için devlet dairesinde bir koltuk, sanki cihana hakim olmaktır.

Bir makam öyküsü okudunuz, inşallah evrak işi için kolay kolay devlet dairelerine düşmezsiniz.

Önemli olan yüksekliği değildir o makamın, önemli olan emrinde insan olup olmadığıdır zatın.
Yetki küçük olabilir, ancak yetki sahibi kişi kendisini büyük görecektir.
Es kaza gidersiniz bir devlet dairesine, amacınız işlemlerini bir an önce yaptırmak, sonra da normal işinize dönmektir.

Gel gelelim memur olan şahıs sizin düşüncenizde değildir. Siz isteğinizi bildirirsiniz, ama o çok sakindir. Hatta öyle ki yaşayıp yaşamadığı bile zor anlaşılabilmektedir.

Zahmet edip doğrulur yerinden ve size doğru bakar yüksekten. Alır evrakları sizden, azarlayan bir ses tonu gelir peşinden. Falanca evraklar eksik diye belirtir, peşi sıra bir yer tarif ediverir. Siz yarım yamalak anlar, sırada bekleyenleri de meşgul etmemek için hafif yanlar, sonra da gösterdiği tarafa doğru bakarsınız. Daha ilk dakikadan yılarsınız, ama farkında olmadığınız, daha mücadeleye yeni başladığınız.

Odadan çıkar, danışmanı arar, bir de ona sorarsınız. Tabi danışmanı yerinde bulursanız. Çünkü danışmada yeller esmekte, danışmansa ufukta bile görünmemektedir. Bir iç geçirir, hatırladığınız tarifle üst kata çıkarsınız. Burada yeni bir zatı muhteremle karşılaşır, ona durumu anlatırsınız. Bu genelde bir bayandır, ama hiç oralı olmamaktadır. Derken kendisi lütfeder ve evraklarınızı kayda girer. Yaklaşık on dakika beklersiniz, sonra geldiğiniz yere geri dönersiniz.

Buradaki görevli sizden önceki kişiyi azarlamaktadır ve sizin de sinir katsayınız artmaktadır. Zihninizden senaryolar geçirir, eğer size de aynı şeyi yaparsa diye gardınızı alıverirsiniz. Lakin öyle olmaz ve memur bey size bulaşmaz. Ancak çileniz bitmemiştir, daha gidilmesi gereken bir sürü yer sizi beklemektedir.

Önce vezneye gider, tek ve basit bir iş için iki kişinin görevli olduğuna şahitlik edersiniz. Derken başka bir odaya geçer, yolda temizlik görevlisinin ahkam kesmesini izlersiniz. Oradan çıkınca geldiğiniz yere geri dönersiniz. Bu arada yaklaşık iki saati de devirmişsiniz ve geldiğinize geleceğinize pişman oluvermişsinizdir.

Sonunda Allah yadım eder, görevlilerden biri insafa gelir ve işlemlerinizi bitirir, ancak onay için bir makam odasını daha ziyaret etmeniz gerekir. Yapılması gereken sadece imza atmaktır, ama makam odası kahvehane edasındadır. Yetkili zatı muhterem sohbettedir birileriyle her dem. Sonra lütfeder ve size döner. Evrakınızı alıp imzayı atar ve size özgürlüğünüzü bağışlar. Tüm bu işlemler için saatleriniz gitmiştir, oysa sizin tek derdiniz devlete verginizi vermektir.

O görevlilerin sizden bir farkları bulunmamaktadır, üstelik görevleri sizin işlemlerinizi yapmaktır. Ancak onlar için devlet dairesinde bir koltuk, sanki cihana hakim olmaktır.

Bir makam öyküsü okudunuz, inşallah evrak işi için kolay kolay devlet dairelerine düşmezsiniz.



~ 13 yorum: ~
at: 7 Nisan 2009 11:36 dedi ki...
Aklıma birden işimin düştüğü devlet dairesi geldi.. Sanrm giyimimden ve elimde taşıdığım evraklar yüzünden kapıdaki bekçi kolumdan tutup "buyrun hnfendi biz de sizi bekliorduk" dedi ve beni istediğmi makama kadar getirdi. İşlerimi 10dk da hallettim :)))
Her işi elle yaptıkları mevzusu ise harika :)
at: 7 Nisan 2009 11:39 dedi ki...
HaYaL MeYaL, ne kadar şanslı olduğunu söylememe gerek yok sanırım. :D
10 dk. hayal bile edemiyorum. :S
at: 7 Nisan 2009 11:58 dedi ki...
iki kalem yazı yazma işini abartılı bir şekilde yavaşlatmaları, suratına nerden çıktın sen ya, rahatımı bozdun havasıyla bakmaları ve dünyanın en zor en önemli işini yapıyormuş edasıyla konuşmaları, ve sanki ben keyfimden gitmişim oraya gibi abesle iştigal davranışları, masaya yapışmış tüm gün kahve çay içmekten kocaman olmuş bedenleriyle işte bizim memuriyeti ruhiyemiz :) ama milli eğitimde bir bayan vardı onunla iyi anlamıştık. iyi anlaştık demem işini tam yapmıştı, söylenmeden ve beni de söyletmeden olması gereken yani:) ne yazdım Kerim, dolmuşum. süper yazı eline sağlık :)
at: 7 Nisan 2009 12:04 dedi ki...
ya ben şeyi merak ediyorum.
neden hep bi belge ya da bi imza ya da bi mühür eksik olur :D
at: 7 Nisan 2009 12:10 dedi ki...
Karakutu, anlaşılan sen de çok çekmişsin bu konuda. :)
кıямızıℓı, işte bunu çözdüğümüz gün, evrak işimizi 5-10 dakikada halledebileceğiz. :) İnşallah o günleri de görürüz. :D
at: 7 Nisan 2009 12:13 dedi ki...
Tebrikler bu kötü olayı bile eğlendirici bir dille anlatmışsın yine. Aman benden uzak olsun devlet daireleri. Zaten pek normal sayılmam, ama oralarda bırak sinirimin ikiye katlanmasını tüm benliğimle şeytanlaşıyorum. :) Etkiye karşı nasıl tepki verdiğimi görmemelisiniz yani o ben değilim sanki. :)
at: 7 Nisan 2009 12:13 dedi ki...
Bu arada kelime doğrulama da kalkmış nihayet. Süper olmuş. :)
at: 7 Nisan 2009 12:17 dedi ki...
NesTal, insanın sinirlenmemesi pek de mümkün değil, üstelik sen sakin olunca makamı sahibi zat daha da üstüne gelmeye çalışıyor. :)
Kelime doğrulamadan da haberim yoktu, ayarlar yenilenince olmuş anlaşılan, @кıямızıℓı söyleyince fark ettim. İsteğiniz doğrultusunda da kaldırmış bulunuyorum. :)
at: 7 Nisan 2009 19:50 dedi ki...
Yine ben. :) Ödülünü almayı unutma. Kabul edersen tabii. Yer : Benim blog ( NesTal ). :)
at: 7 Nisan 2009 20:59 dedi ki...
Kerimm, seni "akıllı blogcu" seçtim.
Detaylar için benim fakirhaneye :)buyrunuz lütfennn...
at: 7 Nisan 2009 22:52 dedi ki...
NesTal ve Aslı'dır, ödüle layık gördüğünüz için çok teşekkürler. :)
at: 8 Nisan 2009 11:20 dedi ki...
Offf Offf Cinayet Kuban lislemin en başında onla var :D bak içimdeki canavar depreşti yine :D işim gereği tapuydu Noterdi bu yerlerle haışır neşir olmam gerekiyor ve mutlaka ortalığı inletmeden çıkmamışımdır hiçbir zaman :D valla az sesin çıkınca tıkır tıkır nasıl yapıyolar işlerinizi ( walla çirkef değilim ama orda küçük şeytanım giriveriyor içime ) :D
at: 8 Nisan 2009 18:52 dedi ki...
Bu taktiği aklımda tutacağım LuCiFerR. :D
Yorum Gönder