Perşembe, Mart 12

Gizemli Yapıtlar 2



İnsan elinden çıkan ve yine insanları hayrete düşüren yapıtları anlatmaya devam ediyorum. Araştırmanın bir önceki yazısı olan Gizemli Yapıtlar 1 yazısına da bakabilirsiniz.

Machu Picchu

And Dağları'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olan bir İnka antik şehridir.

Kuruluş amacı ve şehrin İnkalar için taşıdığı anlam bugüne kadar halen tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipuçlarının azlığı nedeniyle, sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden şehrin gerçek ismi bilinmemekte ve şehir ismini, yakınlardaki bir dağ zirvesinden almıştır.


Şehirde, içinde 100 den fazla insan iskeletinin bulunduğu 50'den fazla mezar keşfedilmiştir. Bu mezarların bulunmasının ardından şehrin, İnkalar'ın yetiştirme ve disiplin yeri olduğu teorisi ortaya atılmış, ancak bugün bu teori geçerliliğini yitirmiştir. Bugün daha çok kabul gören teori ise, şehrin 700 den fazla İnka asil ve din adamına ev sahipliği yaptığı ve onlar için inşa edildiği yönündedir.


Şehrin kalıntıları 24 Temmuz 1911'de, Hiram Bingham yönetimindeki Yale Üniversitesi'nin yaptığı bir bilimsel gezi sırasında tesadüfen bulunmuştur. Bingham Machu Picchu'yu keşfettiği sırada aslında, 1536 yılında İspanyol istilacı Pizarro'dan kaçan son İnkalar'ın sığındıkları gizemli İnka şehri Vilcabamba'yı aramaktadır ve şehri bulduğunda da, Vilcabamba'yı bulduğunu sanmıştır. Bugünse, Vilcabamba'nın 70 km daha ileride, ormanların içinde olduğu biliniyor.


Machu Picchu'nun aslında 2 yıl öncesinden keşfedildiği, ama şehrin altınlarının ABD'ye götürülmesi için Bingham'ın zaman kazanmak istediği de iddia edilmektedir. Bir diğer iddia ise yerliler tarafından dile getirilmiştir, yerliler şehrin 1901 yılında bulunduğunu, Bingham'ın da bunu duyarak bölgeye geldiğini ve Machu Picchu'ya da köylüler getirildiğini söylemektedirler.


Her ne kadar gizemi tam olarak çözülememiş olsa da Machu Picchu'nun İnkalar için özel bir yer olduğu kesindir ve şehir İnkalar'ın şahane duvar işçiliklerinden örneklerle doludur.







Kukulkan Piramidi

Piramid bir Maya kenti olan Chichen Itza'da bulunur.


Bugün kale olarak da isimlendirilen piramit Mayalar tarafından astronomi ve matematik hakkındaki bilgilerini ortaya koymak istercesine belirli bir sistemle inşa edilmiştir. Bunu düşündüren nedenler ise; 4 cephesinin her birinde 91 basamağın bulunuşu ve böylece 4x91’le 364 sayısına ulaşılmaşı, son olarak da en tepedeki düzlüğü (1) de eklediğimizde yıldaki günlerin sayısı olan 365’in ortaya çıkmasıdır.


Ayrıca, piramidi konumu öyle ayarlanmıştır ki, ilkbahar ve sonbaharda ekinoks, yani gece gündüz eşitliğinin gerçekleştiği dönemlerde, piramide gelen güneş ışınları, piramidin çıkıntıları sayesinde, merdiven basamaklarının dibinde bulunan iki yılan başı heykelinin S’ler çizen bir gövde uzantısı oluşacak şekilde bir gölge meydana getirmelerini sağlar. Yani ortaya iki başlı bir yılan figürü çıkar, ki bu yılan da Kukulkan adıyla bilinen ilah tüylü yılandır.


Yılanın bir özelliği de vücudunun gök cisimlerinin yörüngeleri şeklini alabilmesi, yani S'ler çizebilmesidir. Bir diğer ilgi çekici özellik ise Mayalar'ın piramidi inandıkları yer altı aleminin katlarının sayısı gibi 9 farklı düzey halinde düzenlemiş olmalarıdır. Piramidin tepesinden bakıldığında da 300 hektarlık bir görüş alanına sahip olunur, yani kentteki tüm yapılar görülebilmektedir.







Keops Piramidi

Gize’de antik Memfis mezar kentinde bulunan üç piramitten en eski ve geniş olanıdır. M.Ö. yaklaşık 2.560 yılında, 30 yıllık bir sürede inşa edildiği düşünülmektedir. Piramit Mısır'ın dördüncü hanedanı firavun Khufu'nun mezarıdır. Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eserdir.


Piramit her biri yaklaşık 2 ila 10 ton arasında değişen yaklaşık 3 milyon adet taş bloktan meydana gelmektedir. Bir süre öncesine kadar piramidin yapılışın dayandırıldığı düşünce şu şekildedir: Önce bir kent yapılmış taş bloklar taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışılmıştır. Taş blokların yerleştirilmesi ise; yapılan spiral bir rampa sayesinde olduğu düşünülmüştür. Rampa çamur kaplanıyor, ardından sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Diğer bir görüş ise taş blokların dev manivelalarla kaldırılığı yönündeydi. Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramitin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür.


Oysa kısa bir süre önce bu taş blokların aslında hiç bir yerden alınıp getirilmediği anlaşılmıştır. Mısırlılar bu günkü harca benzer bir karşıım yapıyorlar ve bunları piramidin inşası sırasında kalıpların için döküyor ve kuruyunca da kalıpları çıkarıyorlardı. Bu sayede bloklar bir birlerine bu kadar eşit olabilmişlerdir. Yani uzun süredir zannedilenin aksine inşaat çok daha kolay olmuştur.

İlk yapıldığında 145,75 metre olduğu zannedilen Keops piramitinin bu güne kadar aşınma nedeniyle 10 metresini kaybettiği düşünülmektedir. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramitin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.


Gelelim piramidin ilgi çekici bazı özelliklerine: Bu kısım Wikipedia'dan alınmıştır. Piramidin dört kenarının dört ana yöne dönüktür ve boylam dairesinin de tam piramidin doruğundan geçmektedir. Doruktan geçen diagonal çizgiler kuzeye doğru uzatıldığında Nil Deltası'nı iki eşit parçaya bölmektedir. Taban köşegenlerinin kesiştiği noktadan kuzeye uzatılacak bir doğru, kuzey kutbunun yalnızca dört mil uzağından geçmektedir, piramidin yapımından bu yana geçen uzun süre içinde kutup noktasının yer değiştirmesi bunun nedeni olarak görülmektedir.


Piramitin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator'da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa kadar olan uzunluk, bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3.1416'yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428'den çok daha gerçektir). Piramitin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. ilk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da, 25.826.6 olarak piramitte ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Piramit'in yüksekliği 109'la çarpıldığında Dünya'nın Güneş'e uzaklığı yaklaşık olarak çıkmaktadır Piramit'in çevresi, yüksekliğinin iki katına bölündüğü zaman pi sayısını bulmaktayız (3,1416...). Büyük piramitin içinde Firavun odasının boyutları, iki temel Pisagor üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramitin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.

Görüldüğü gibi Eski Mısırlılar astromi ve matematik alanında pek çok bilgiye sahiptiler, ancak ne yazık ki bu bilgiler gelecek nesillere düzgün bir şekilde aktarılamamışlardır. Eğer aktarılabilmiş olsalardı bugün dünya teknolojisi çok çok daha ileri bir düzeyde olacaktı. Anlattığım bunca yapıt aslında insanoğlunun istediğinde neler yapabileceğini göstermektedir.

~ 2 yorum: ~

NeS says:
at: 12 Mart 2009 12:06 dedi ki...

Bu yapıtlar bir harika. Özellikle piramitlere olan merakımdan en yakın zamanda Mısır'a bir ziyaret düşünüyorum. İnşallah o piramitlere dokunanlardan biri de ben olurum :)

Adsız
at: 12 Mart 2009 12:09 dedi ki...

Açıkçası piramitler konusunda ben de çok büyük bir merak ve istek içerisindeyim, ben de bir gün piramitleri görmeyi umut ediyorum. Umarım siz de hayalinizi gerçekleştirirsiniz. :)

+

Contact

Image and video hosting by TinyPic

About the Template

Image and video hosting by TinyPic