
Türkiye'nin kuzeyinde, Karadeniz diye bir bölge, fındık yetişir hemen her yerinde. Tadı çok hoştur, ancak toplaması çok zordur. Hele de arazi engebeli olduğundan, toplarken insan baya yorulur. Her yaz geldiğinde, korku düşer yüreğime, acaba bu yıl kaç gün fındık toplayacağım diye.

Normalde kendi fındığımız azdır, bir günde kolayca toplanır. Ancak gelin görün ki, insanın sevmediği ot burnunun dibinde yaşamaktadır. İşte adeta bunu kanıtlarcasına, geçen yıl teyzem çağırdı beni fındık toplamaya. Amaç yardım etmekti, o yüzden de pek çok akraba da bizleydi. Ama gelin görün ki bu iş benim hiç hoşuma gitmedi.

Ertesi gün toplandık 11 kişi, doluştuk dayımın minibüsüne ve gazladık hep birlikte Ziganoy denen bir yere. Gidişimiz neşeliydi, ama o neşe bir kaç saatte dağılıverdi. Vardığımızda köye, fındık toplanacak üç yer olduğunu öğrendik. Sonra bu yerleri aramızda pay ettik. Yedi erkek beraber bir yere gidecek, diğerleriyle üçüncü yerde birleşecektik. Umudum vardı bu noktada, yedi kişi toplardık o alandaki fındığı bir çırpıda.

Gelin görün ki hesap tutmadı, daha yolun yarısında sayımız azaldı. çünkü kaçmıştı iki kişi, ana kuzularıydılar belli ki. Alana vardığımızda beş kişiydik. Ama halimizden pek şikayetçi değildik. Derken anladık gerçeği, bu sene fındık ağaçları çok fındık vermişti.

Başladık fındık toplamaya, tabi saatler su gibi aktı bu arada. Ama ne duruyorduk, ne de bir şeyler içebiliyorduk. Teyzemin kocası bizi köle zannetmiş olacak ki, aralıksız çalışıyorduk. Üstelik bu arada su almayı unuttuklarından su da içemiyorduk.

Beş saat aralıksız ve de susuz çalıştık, nihayet alanımızdaki tüm fındıkları toplamıştık. Orta bölgede diğerleri ile buluşmanın ve nihayet yemek yemenin hayalini kurarken ümit doluyduk. Ancak orta bölgeye vardığımızda bize ayrılan yemeğin kaza eseri döküldüğünü gördük.

Başımıza kaynar sular döküldü önce, sonra mecburen talim ettik kuru ekmeğe. Ardından bağrımıza taş basıp, son kalan enerjimizi de idareli kullanıp, geri kalan fındığı da topladık. Sonra da fındık çuvallarını yola taşıdık. Amacımız çuvalları araca koymaktı, ama bunu başaramadık. Bir gün önce yağmur yağdığından ve toprak yol çamurla kaplandığından araç gelememişti ve bizim çuvalları sırtımıza taşımamız gerekliydi.

Neyse ki teyzemin eşi, yüreğimize su serpti ve bize "Çuvalları biraz öteye taşıyacağız." dedi. Gel gelelim o "biraz ötesi" tam beş yüz metre ilerisiydi.

Artık o kadar sinirliydik ki, ne mesafe, ne açlık, ne de susuzluk yıldırdı bizi, tek derdimiz bir an önce evimize varabilmekti. Taşıdıktan sonra çuvalları minibüse, dizdik el birliğiyle içerisine. Ancak ne tuhaftı ki, minibüste binecek yer kalmamıştı bize.

Sevgili teyzem fındığın bol olduğunu hesap edememişti ve sadece bir minibüs yeterli demişti. Bunun üzerine çare yok baktık, iki kişiyi aracın dışına astık. Minibüsün içinde ise adeta üst üste sıralandık. Çektiğimiz azaptı, korkuğumuz ise kazaydı.

Gittik böylece kilometrelerce, ancak şükür ki sağ sağlim vardık evimize, bir daha da gitmem yardım için teyzeme.

Bir fındık toplama öyküsü okudunuz, artık fındık toplamanın ne denli zor olduğunu biliyorsunuz.


Normalde kendi fındığımız azdır, bir günde kolayca toplanır. Ancak gelin görün ki, insanın sevmediği ot burnunun dibinde yaşamaktadır. İşte adeta bunu kanıtlarcasına, geçen yıl teyzem çağırdı beni fındık toplamaya. Amaç yardım etmekti, o yüzden de pek çok akraba da bizleydi. Ama gelin görün ki bu iş benim hiç hoşuma gitmedi.

Ertesi gün toplandık 11 kişi, doluştuk dayımın minibüsüne ve gazladık hep birlikte Ziganoy denen bir yere. Gidişimiz neşeliydi, ama o neşe bir kaç saatte dağılıverdi. Vardığımızda köye, fındık toplanacak üç yer olduğunu öğrendik. Sonra bu yerleri aramızda pay ettik. Yedi erkek beraber bir yere gidecek, diğerleriyle üçüncü yerde birleşecektik. Umudum vardı bu noktada, yedi kişi toplardık o alandaki fındığı bir çırpıda.

Gelin görün ki hesap tutmadı, daha yolun yarısında sayımız azaldı. çünkü kaçmıştı iki kişi, ana kuzularıydılar belli ki. Alana vardığımızda beş kişiydik. Ama halimizden pek şikayetçi değildik. Derken anladık gerçeği, bu sene fındık ağaçları çok fındık vermişti.

Başladık fındık toplamaya, tabi saatler su gibi aktı bu arada. Ama ne duruyorduk, ne de bir şeyler içebiliyorduk. Teyzemin kocası bizi köle zannetmiş olacak ki, aralıksız çalışıyorduk. Üstelik bu arada su almayı unuttuklarından su da içemiyorduk.

Beş saat aralıksız ve de susuz çalıştık, nihayet alanımızdaki tüm fındıkları toplamıştık. Orta bölgede diğerleri ile buluşmanın ve nihayet yemek yemenin hayalini kurarken ümit doluyduk. Ancak orta bölgeye vardığımızda bize ayrılan yemeğin kaza eseri döküldüğünü gördük.

Başımıza kaynar sular döküldü önce, sonra mecburen talim ettik kuru ekmeğe. Ardından bağrımıza taş basıp, son kalan enerjimizi de idareli kullanıp, geri kalan fındığı da topladık. Sonra da fındık çuvallarını yola taşıdık. Amacımız çuvalları araca koymaktı, ama bunu başaramadık. Bir gün önce yağmur yağdığından ve toprak yol çamurla kaplandığından araç gelememişti ve bizim çuvalları sırtımıza taşımamız gerekliydi.

Neyse ki teyzemin eşi, yüreğimize su serpti ve bize "Çuvalları biraz öteye taşıyacağız." dedi. Gel gelelim o "biraz ötesi" tam beş yüz metre ilerisiydi.

Artık o kadar sinirliydik ki, ne mesafe, ne açlık, ne de susuzluk yıldırdı bizi, tek derdimiz bir an önce evimize varabilmekti. Taşıdıktan sonra çuvalları minibüse, dizdik el birliğiyle içerisine. Ancak ne tuhaftı ki, minibüste binecek yer kalmamıştı bize.

Sevgili teyzem fındığın bol olduğunu hesap edememişti ve sadece bir minibüs yeterli demişti. Bunun üzerine çare yok baktık, iki kişiyi aracın dışına astık. Minibüsün içinde ise adeta üst üste sıralandık. Çektiğimiz azaptı, korkuğumuz ise kazaydı.

Gittik böylece kilometrelerce, ancak şükür ki sağ sağlim vardık evimize, bir daha da gitmem yardım için teyzeme.

Bir fındık toplama öyküsü okudunuz, artık fındık toplamanın ne denli zor olduğunu biliyorsunuz.



~ 8 yorum: ~
at: 22 Mart 2009 11:58 dedi ki...
Ay yazık. :) Valla fındık toplamanın öyle kolay olmadığını biliyordum, bir de günlerce sürdüğünü falan duymuştum. Siz de bir kere de onca işi başarmışsınız hem de aç susuz. Tebrik etmek lazım.
at: 22 Mart 2009 12:09 dedi ki...
Cidden çok zahmetli iştir fındık toplamak NesTal, ancak oradaki herkesin hem fikir olduğu konu bir daha asla bu şekilde bir yardım girişiminde bulunmayacağımızdı. :)
at: 22 Mart 2009 22:26 dedi ki...
Ayyy beni fındık tutar mesela yazdıklarını okuyunca yazdıkların bile tuttu :D :D
Ben asla fındık işine girmem ama geçen sene çay işine el attım, çay kırmak zevkli :)) Özellikle çaylıkta yılan varsa daha da bi zevkli :D :D
at: 22 Mart 2009 23:23 dedi ki...
HaYaL MeYaL, anlaşılan senin de çayla ilgili bir hikayen var. Umarım paylaşırsın bizimle. :)
at: 23 Mart 2009 21:30 dedi ki...
hayatımda en haz etmediğim iş fındık toplama..ne zaman fındık zamanı gelse kaçacak yer arıyorum..
gerçi çoğu yerde fındık ağaçtan toplanıyo ama bizim orda fındıklar yere dökülüyo,yerden toplanıyo bizim orda..ama topla topla vakit geçmiyo,fındıklık da büyük olunca ohoooo..
at: 24 Mart 2009 08:51 dedi ki...
JoSe_MouRiNHo_61, anlaşılan sen de bir fındık mağdurusun. Allah yardım etsin ne diyeyim. :)
at: 24 Mart 2009 17:14 dedi ki...
hem de ne mağdur..
ama artık gitmiyorum fındığa falan..niye haz etmediğim bir işi yapayım ki =))
at: 24 Mart 2009 17:19 dedi ki...
Ah ah, darısı başıma o halde. :D
Yorum Gönder