Daha önce Kötünün Kötüyle Mücadelesi isimli bir yazı yazmıştım. Dün bir kez daha anladım ki o yazıda da biraz değindiğim konuda haklıyım. Haklı olduğum konu ise şu:
İnsanlara insanca davranırsanız kaybedersiniz, yok eğer onları aşağılar (dozu abartmamak kaydıyla), kötüler, onlara değer vermiyormuş gibi davranırsanız kazanırsınız.
Neden böyle bir şey iddia ediyorum? Çünkü durum bu. Çevrenize biraz dikkatli bakarsanız bunun pek çok örneğini görebilirsiniz. Söz gelimi televizyonlardan örnek vereyim. Bir zamanlar Biri Bizi Gözetliyor isimli bir program vardı. İzlemeyenler bile neden bahsettiğimi iyi bilirler. Bu programda ismini şuan hatırlamadığım bir yarışmacı, herkese bağırıyor, hakaret ediyor, ama binlerce kişi tarafından seviliyordu.
Bunun benzeri olan radyo programları söz konusu, insanlara ağzına geleni söyleyen sunucular kıymetli oluyor.
Eğer es kaza iyi biriyseniz ve gerçekten eylemlerinizi çevrenizdekilerin iyiliklerini düşünerek yapıyorsanız vay halinize. Çünkü ya enayi olarak, ya saman altından su yürüten biri olarak görüleceksinizdir. İnsanlar aldatmaya, yalan söylemeye, iki yüzlülüğe o kadar alışmışlar ki, sizin gerçekten iyi niyetli olduğunuza kolay kolay inanmazlar. Ancak iş lafa gelince herkes kendisinin temiz kalpli olduğunu ileri sürer.
Aslında sorun belli, toplumsal olarak bu durumun içine sürükleniyoruz. İnsanlarımız çok şükür halen iyilik isteklerini tamamen kaybetmiş değiller, ancak bir düşünelim: Bir kişiyi gördüğünüzde eğer gerçekte o kişiyi sevmiyorsanız, neden yüzüne gülücükler saçarak bakıp, o kişi gider gitmez ardından da "Hıh, hiç de sevmem." dersiniz? Bu iki yüzlülük değil midir?
Tabi ki öyledir, ancak benim asıl takıldığım nokta bunu başklarının yanında da yapmaktır. Yani birini görünce yüzüne gülüp, gidince de arkasından "... hiç sevmem." demek ve bunu birinin yanında yapmak, iki yüzlü olduğunuzu alenen duyurmak demektir. Yanınızdaki diğer kişi kendisi için de aynı şeyleri söylediğinizi düşünecektir. Şahsen düşünürüm.
Sonuç:
İnsanlarımıza bir arsızlık düşüncesi yerleşmiş. Hata yapanlar haksız oldukları halde özür dilemiyorlar, çünkü hata yaptıklarını kabul etmiyorlar, etseler bile karşıdaki kişiler onlar için önemli olmadıklarından bunu önemsemiyorlar, üstelik haksızken bir de haklı çıkmaya çalışıyorlar. Oysa eski değerlerimizde insanın hatasını kabul etmesi ve özür dilemesi büyük bir erdem olarak görülürdü, şimdiyse aptallık olarak görülüyor.
O yüzden size tavsiyem eğer dürüst biriyseniz çevrenidekileri iyi incelemeniz, zira sizin onlara değer verdiğiniz ölçüde size değer veren insanalarla (bu insanlar bir elin parmak sayısını geçmeseler bile) birlikte olmak size güç ve huzur verir, aksi insanlarla birlikte olmak ise size iki yüzlülüğü öğretir ve zarar verir.
İnsanlara insanca davranırsanız kaybedersiniz, yok eğer onları aşağılar (dozu abartmamak kaydıyla), kötüler, onlara değer vermiyormuş gibi davranırsanız kazanırsınız.
Neden böyle bir şey iddia ediyorum? Çünkü durum bu. Çevrenize biraz dikkatli bakarsanız bunun pek çok örneğini görebilirsiniz. Söz gelimi televizyonlardan örnek vereyim. Bir zamanlar Biri Bizi Gözetliyor isimli bir program vardı. İzlemeyenler bile neden bahsettiğimi iyi bilirler. Bu programda ismini şuan hatırlamadığım bir yarışmacı, herkese bağırıyor, hakaret ediyor, ama binlerce kişi tarafından seviliyordu.
Bunun benzeri olan radyo programları söz konusu, insanlara ağzına geleni söyleyen sunucular kıymetli oluyor.
Eğer es kaza iyi biriyseniz ve gerçekten eylemlerinizi çevrenizdekilerin iyiliklerini düşünerek yapıyorsanız vay halinize. Çünkü ya enayi olarak, ya saman altından su yürüten biri olarak görüleceksinizdir. İnsanlar aldatmaya, yalan söylemeye, iki yüzlülüğe o kadar alışmışlar ki, sizin gerçekten iyi niyetli olduğunuza kolay kolay inanmazlar. Ancak iş lafa gelince herkes kendisinin temiz kalpli olduğunu ileri sürer.
Aslında sorun belli, toplumsal olarak bu durumun içine sürükleniyoruz. İnsanlarımız çok şükür halen iyilik isteklerini tamamen kaybetmiş değiller, ancak bir düşünelim: Bir kişiyi gördüğünüzde eğer gerçekte o kişiyi sevmiyorsanız, neden yüzüne gülücükler saçarak bakıp, o kişi gider gitmez ardından da "Hıh, hiç de sevmem." dersiniz? Bu iki yüzlülük değil midir?
Tabi ki öyledir, ancak benim asıl takıldığım nokta bunu başklarının yanında da yapmaktır. Yani birini görünce yüzüne gülüp, gidince de arkasından "... hiç sevmem." demek ve bunu birinin yanında yapmak, iki yüzlü olduğunuzu alenen duyurmak demektir. Yanınızdaki diğer kişi kendisi için de aynı şeyleri söylediğinizi düşünecektir. Şahsen düşünürüm.
Sonuç:
İnsanlarımıza bir arsızlık düşüncesi yerleşmiş. Hata yapanlar haksız oldukları halde özür dilemiyorlar, çünkü hata yaptıklarını kabul etmiyorlar, etseler bile karşıdaki kişiler onlar için önemli olmadıklarından bunu önemsemiyorlar, üstelik haksızken bir de haklı çıkmaya çalışıyorlar. Oysa eski değerlerimizde insanın hatasını kabul etmesi ve özür dilemesi büyük bir erdem olarak görülürdü, şimdiyse aptallık olarak görülüyor.
O yüzden size tavsiyem eğer dürüst biriyseniz çevrenidekileri iyi incelemeniz, zira sizin onlara değer verdiğiniz ölçüde size değer veren insanalarla (bu insanlar bir elin parmak sayısını geçmeseler bile) birlikte olmak size güç ve huzur verir, aksi insanlarla birlikte olmak ise size iki yüzlülüğü öğretir ve zarar verir.



~ 0 yorum: ~
Yorum Gönder