
Ardı arkası kesilmeyen savaşlar, bu savaşlarda kullanılması için üretilen silahlar ve bu silahların geldiği en korkunç nokta: Nükleer Silah.
İnsanoğlunun nükleer silah serüveni 1905 yılında Albert Einstein’ın bulduğu E=mc² yani kütle ile enerji eşdeğerdir formülü ile başladı. Bu formül nükleer enerjinin mümkün olduğunu belirtiyordu. Nükleer enerji az miktarda kaynaktan yüksek oranda verimlilik sağlamaktaydı, ancak bir kaza sonucu bu enerji kaynağı aynı anda binlerce kişiyi öldürebilecek kadar enerjiyi de açığa çıkarabiliyordu. Bu durumu fark eden insanoğlu nükleer silah çağını başlatacaktı.
Nükleer silah dönemine geçmeden önce nükleer enerjiyi daha iyi tanımakta fayda var. Nükleer enerji ağır radyoaktif (Uranyum gibi) atomların bir nötronun çarpması ile daha küçük atomlara bölünmesi veya hafif radyoaktif atomların birleşerek daha ağır atomları oluşturması sonucu ortaya çıkan büyük enerjidir. Dünya üzerinde ilk nükleer reaktör 1942 yılında ABD’nin Illinois kentinde yapılmıştır.
Bugün nükleer silah sahibi olan ülkeler ise ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, İsrail, Pakistan, Kuzey Kore ve Hindistan’dır.
Dünyadaki ilk nükleer silahı da 1945 yılında ABD yaptı. Silahın yapımından bir ay sonra ABD Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine ilk atom bombalarını attı. ABD’nin bu bombaları atmasında gösterdiği amacı II. Dünya Savaşını sona erdirmek ve daha fazla insanın ölümünü engellemekti. Oysa atılan atom bombaları sadece patlama anında 120.000 kişinin ve daha sonraki süreçte gösterdiği etkileri ile on binlerce insanın daha ölümüne neden oldu. Üstelik ölen insanlar sivillerdi. Şüphesiz ki Hiroşima ve Nagazaki nükleer silahların ne kadar yok edici olabileceklerinin en büyük örnekleridir. Uzun yıllar sonra Hiroşima’nın bombalanmasının yıl dönümünde yapılan bir röportajda Hiroşima’ya bombayı atan askerlere, bu bombayı atmaktan ve on binlerce insanın ölümüne neden olmaktan pişmanlık duyup duymadıkları sorulacak, ancak askerlerden sadece bir tanesi yaptığı şeyden ötürü pişman olduğunu söyleyecekti.
1949’a kadar ABD nükleer silaha sahip olan tek ülkeydi, ancak 1949 yılında Sovyetler Birliği de ilk nükleer silah denemesini yapacak, 1961 yılında ise o güne kadar yapılmış olan en güçlü bombayı üretecekti. Bu bombanın gücü II. Dünya Savaşında patlayan tüm bombaların toplam gücünden fazlaydı. Bundan sonraki süreçte iki süper güç arasında bir nükleer silah yarışı yaşanacak ve en onunda Soğuk Savaş döneminin en büyük ve en son krizi patlak verecekti. Sovyetler Birliği Küba’ya nükleer füzeler yerleştirmiş, bu durumu fark eden ABD 22 ekim 1962’de Sovyetler Birliği’nden Küba’daki füzelerini, buna karşılık olarak da Sovyetler ABD’den Türkiye’deki füzelerini çekmesini istemişti. Devam eden 6 gün boyunca dünya nükleer bir savaşın eşiğine geldi. Bu dönemde yaşanacak bir nükleer savaş yalnızca bu iki ülke ve yandaşları için değil tüm dünya için büyük bir felaket olacaktı. Sadece savaş esnasında milyonlarca, uzun vadede ise milyarlarca insan ölecekti. Durumun ne boyutlara varabileceğinin farkına varan taraflar sonunda karşılıklı olarak geri adım atarak krizi sona erdirdiler.
Bu iki süper gücün dışında, 1963 yılında Çin, 1974 yılında ise Hindistan ilk nükleer silah denemelerini gerçekleştirdiler. 1995’te Çin ve Fransa, 1998’de ise Pakistan ve Hindistan yine nükleer denemelerde bulundular.
Son dönemde ise uluslar arası arenada nükleer silahlanma konusunda Kuzey Kore ve İran krizleri yaşanıyor. Ancak iki kriz arasında bazı farklılıklar mevcut. Öncelikle Kuzey Kore nükleer silah sahibi olduğunu belirtiyor ve bunu bir tehdit unsuru olarak kullanıyor. Oysa İran henüz nükleer silah sahibi değil, ancak bu yönde çalışmalar yapmakla suçlanılıyor. İki kriz arasındaki ortak yön ise iki ülkenin de nükleer çalışmalarının vaktince ABD tarafından desteklenmiş olmasına karşın, bugün yine ABD tarafından iki ülkenin de şer ekseni içersinde gösterilmeleri. Bu iki ülkenin nükleer tarihçeleri ise şöyle.
Kuzey Kore: K.Kore 1993 yılında Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndan (NTP) çekildiğini açıklaması ile başlayan süreç 1994 yılında K.Kore ve ABD’nin, Kore’nin nükleer silah programını dondurması karşılığında iki adet elektrik enerjisi sağlayan nükleer santralin inşa edilmesini öngören bir anlaşmaya varmaları ile ılıman bir havaya büründü. K.Kore uzun menzilli füze denemelerini donduracağının güvencesini verirken ABD ise K.Kore’ye karşı gerçekleştirilen ekonomik yaptırımları gevşettiğini açıkladı. Ancak 2000 yılına gelindiğinde daha önce anlaşması yapılmış olan elektrik santralleri halen inşa edilmemişti. K.Kore, santrallerin inşa edilmemesinden kaynaklanan elektrik kaybının ABD tarafından karşılanmaması durumunda, yeniden nükleer programını başlatacağını açıkladı. Ancak 2001 yılı Ocak ayında Bush Kuzey Kore, İran ve Irak’ı “şer ekseni” olarak tanımladı, bunun üzerine K.Kore de, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerini ülkesinden çıkarıp nükleer tesislerde yerleştirmiş oldukları denetleyici araçları yerlerinden söktü, ardından da karadan-denize füze sistemini Japon denizinde denedi. 2004 yılına gelindiğinde Eylül ayında gerçekleştirilmesi öngörülen alt-ulus görüşmeleri, ABD ve K.Kore’nin birbirini suçlamasından dolayı ileri bir tarihe ertelendi. 2005 yılında yapılan toplantı da tarafların anlaşmazlığı ile sonuçlandı. Daha sonra UAEA Başkanı Muhammed El Baradey K.Kore’nin bulundurduğu nükleer silah programından ötürü İran’dan daha tehlikeli olduğunu, çünkü mevcut nükleer maddeleri ile K.Kore’nin savaşa girme kabiliyetine sahip olduğunu belirtti. K.Kore de yer yer ABD’yi elindeki nükller silahlarla tehdit etmekten geri kalmadı.
İran: 1960 yılında ABD Sovyetler Birliğine karşın İran’ın bölgede bir nükleer güç olmasını istiyordu. Bunun için İran’ı nükleer alanda desteklemeye başladı ve İran 1968’de NTP’yi imzalayarak barışçıl amaçlarla nükleer faaliyetlerde bulunma hakkını elde etti. Ancak 1979 devrimi ile İran ve ABD iki düşman taraf olacak ve ABD’nin İran’a karşı olan tavrı değiştirecekti. UAEA 2003 yılında İran’da zenginleştirilmiş uranyuma rastladıklarını açıkladı. Bu, nükleer silah geliştirilmeye çalışıldığı anlamını içeriyordu. Hemen ardından ABD İran’ın NTP’yi ihlal ettiğini ve BM Güvenlik Konseyine gönderilmesi gerektiğini belitti. Bunun üzerine İngiltere, Almanya ve Fransa, İran’a tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması çağrısında bulundular. İran geçici olarak bu çağrıyı kabul etse de 2005 yılında yeniden zenginleştirme faaliyetlerine başladı. Daha sonra olaya Rusya ve Çin de karışacak, Rusya arabuluculuk yapmak istese de bu İran tarafından reddedilecekti. ABD her ne kadar İran’ı Güvenlik Konseyi’ne göndermek ve buradan bağlayıcı bir karar çıkartmak istese de Çin ve Rusya kişisel çıkarları nedeniyle buna karşı çıktılar ve İran da Güvenlik Konseyi’nden bir karar çıksa dahi çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.
Bilinmelidir ki nükleer silah geliştirmenin, ya da nükleer silaha sahip olmanın hiçbir haklı yanı veya mazereti olamaz. Çünkü nükleer silah ile yapılacak olan bir saldırı da hedef karşı tarafın askeri gücü değil sivil vatandaşları olacaktır. Nükleer silahlar oluşturdukları etki ile hem insanlığa hem de doğaya ağır hasar vermektedirler ve yapılış amaçları da kitleleri imha etmektir. Üstelik 1945 yılından bu yana bu alanda yapılan çalışmalarla nükleer silahların yok edici etkileri daha da artmıştır. Her ne kadar nükleer silah alnındaki faaliyetlerin yasaklanması yönünde uluslar arası antlaşmalar yapılsa da halen yeterli adımlar atılmamıştır. Sanırım Hiroşima’ya atom bombasını atmaktan pişmanlık duyan askerin şu anısı nükleer silahlar konusunu en iyi şekilde özetleyecektir: “Bomba patladıktan sonra etkiyi gözlemlemek için şehrin üzerinde dolaşıp şehri dürbünlerle tarıyorduk. O esnada şehirde sağlam kalabilen binalardan biri olan bir hastanenin duvarında bir iz gördüm. Bu bomba patladığı esnada orada olan bir insanın patlamanın etkisi ile yanması sonucu duvarda oluşturduğu bir izdi. Bir insanın izi. Yanarak yok olan bir insanın.“
KAYNAKLAR
http://www.angelfire.com/scifi/nuclear220/sec111.htm
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nükleer_enerji
http://www.sabah.com.tr/ozel/nukleer1929/dosya_1929.html
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_Kore
http://www.tgrthaber.com.tr/section_view.aspx?guid=c0974d4e-7f37-44b3-8b17-6d23e8959b8c


~ 0 yorum: ~
Yorum Gönder